Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Ah ‘anlayış’ seni yazmaya kıyamıyorum. Sen ki bir zamanlar yaşanan bir şeydin aramızda, şimdi sadece bir yazı konusu olabiliyorsun. Dünya denilen kondu’nun evsahibi olmak bir yana, ne kiracısı, ne de gelip geçici misafirisin artık. Semtimize...
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Kendime geldim

Meşguliyet dönüşü geç olan en uzun yoldur. Ben kurdum diye söylemiyorum; ama bu cümleyi sevdim. Bazen insan ne dediğinin farkında olmuyor ya hani, işte böyle zamanlarda aforizmatik açılımlara müsait hale geliyor. En son bu sanal sütunun kapısına “dışarıdayım az sonra...
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Her kenar derkenar değildir

Dergin var mı derdin var demektir. Genç edebiyatçı Seyfullah Arslan’la laflaşıyoruz. Yer, Beyoğlu’nun arka sokağı olmayacak derecede İstiklal Caddesi’ne paralel uzanan bir mekân, “Akdamar Kahvaltı Salonu”, bir ismi daha vardı ama şimdi unuttum. Söz döndü dolaştı...
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Kumsal alan

Millet olarak dar sahalarda paslaşsak da, yaşantımızda gün geçmiyor ki yeni bir alan açılmasın. Daha düne kadar cennet vatanın topraklarında ve asfaltlarında serazat gezip dolaşırken, şimdilerde ne olduysa oldu, birden bire ayağımızın bastığı her kareye yeni isimler...
Ah Anlayış, seni yazmaya kıyamıyorum

Oku bakan gibi, kurdeşen olma!

“Kitap Dergisi’ni kitap tanıtımlarına da yer verdiği için tebrik ediyorum!” Böyle bir söz karşısında irkilirsiniz değil mi? Belki aynısı değil ama, buna benzer bir marifeti sevgili Asım Gültekin’in hazırlayıp kültür dünyasına uyarladığı çiçeği burnunda “Kitap Postası”...