Ayrılık

Ayrılık

Ayrılık kapımızı çaldığında mevsim kış Hava karlı rüzgarlı yollar çamur ıssızdı Bir sokak ortasında öksüz çaresiz yalnız Öylece kalakaldım yüreğimden kan sızdı Gün batmak üzereydi son kızıllık ufukta Haykırdım ardı sıra ismini öpüp öpüp Yankılandı bir zaman...

Kıssa

İbrahim’in ateşe nasıl atıldığını, İşittin mi galebe çalmadığını zulmün? Tâ derinden tatmıştı ruhu sıcaklığını; Aşkın yanında sözü edilmedi ölümün. Alevler arasından güller fışkırdı o an, Arındı günahından muazzep ruhlar suda. Ve sırrını keşfetti, gördü, anladı...