Başlangıçta DÜŞ vardı. Başlangıç ŞİİR DÜŞüyordu. ŞİİR nöbeti DÜŞüyordu insana da. ŞİİRi pusuda bekleyip dili döndüğünce susuyordu. SUSsESİ kaplamıştı; başka ses gelmiyordu; SÖZ DÜŞmüyordu. DÜŞSE de göğüS göğüSE çarpışıyordu başlangıçta onunla insan. Başlangıcımız bizi kurtaracaktı. Her şey cennetten DÜŞÜNCE oldu. İnsan kafayı DÜŞÜNCE yedi. Baştan başlamak gerekti. Gerçek buydu; DÜŞÜNCE yere.

Yere DÜŞÜNCE altta kalmamalıydı. Sıvadı kolları âdemoğlu SÖZe DÜŞtü. SÖZ DÜŞÜNCE ŞİİR ağır geldi. ŞİİR öyle bir tek daldı ki dünya DÜŞeYAZDI. DÜŞeYAZInca sendelendi sırtüstü YAZILDI yere; mertlik bozuldu. Bozulunca DÜŞük yaptı dünya. ŞİİR GÜLe GÜLe DÜŞtü, bayıldı.

Bununla başetmeliydik; baştan etmeliydik. Başı boş bırakmamalı. Başıboş dolaşa dolaşa, insan, DÜŞtüğü yeri bilemez de. İnsan başıboş kalırsa baştan çıkar DÜŞe durur. DÜŞe DÜŞe çenesi DÜŞer. Olan olur sonunda SÖZ ayağa DÜŞer. SÖZ bunu DÜŞünemez dili DÜŞer. SÖZ DİLİ DÜŞÜNCE ölür.

Sözün öldüğü yerde KENDİNE gelir, başlar ŞİİR; başladı. Söz öldü de ŞİİR DİMDİK AYAKTA. Şimdi canınıza okuyacak hepinizin: HEPİNİZİ BAŞLANGICINIZA; çocukluğunuza DÖNDÜRECEK.

Hamiş: BENimle BEN konuşuyor:
BENim: Bak bir çocuk dünyaya karşı durmaya gidiyor. İki çiftte lafı varmış ona…
Heyt! Var mı itirazı olan?
BEN: Haydi ordan! Felsefe yapma; açım, aç!
Zavallı! “Deneysel deneme” yapıyor gûya…

%d blogcu bunu beğendi: