Derrida’nın İstanbul’da Gördüğü Bir Damla Köhne Şarap
Sekiz Haziran Bindokuzyüzdoksandokuz günü, bir üniversite ile yayınevinin çağrılısı olarak İstanbul’a gelen Derrida, iki gün sonra, saat onbeşotuzda üniversitenin rektörlük konferans salonunda, “Bir Profesörün İnanç Mesleği” başlıklı konuşmasının ardından, Fâtih Sultan Mehmed Köprüsünün Anadolu ayağına yakın bir balık lokantasında otururken, İstanbul silüetine bakarak, “burada felsefe olmaz, felsefe yapılamaz; başka bir şey olur…” demişti. Kendisine eşlik eden felsefe bölümü profesörünün, her zamanki gibi kısa ve kesik kurulan cümlesine, sözcük vurgularına ve mimiklerine dikkatini fark edince susmuş, yüz ifadesiyle o şeyi îmâ etmişti. Profesör, o şeyin ne olduğunu düşünürken az ilerideki masada yeşil körili levreğini yiyen kadının çantasında, Yalçın Koç’un Anadolu Mayası kitabı geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkacakmış gibi duruyordu.
Dilin Kıyısında
Ölüm vardır bilirsin, niçin gâfil olursun, dedi kadın.
Adam, kadına bu söz dilin ne içinden ne dışından söylenmiştir, dedi.
Yetiyi Kabından Arıtma Yanılgısının Siyahbeyaz Fotoğrafı
Nasrettin Hoca eşeğe ters binerek göle gitti. Kıyıda bir kazığa hayvanı bağladı, önüne bir tutam ot bıraktı. Heybesindeki yoğurt dolu kabı ve tahta kaşığını aldı, eğildi, birkaç kaşık döktü. Bir ses işitti, bakınca köylülerden birinin yaklaşmakta olduğunu gördü. İki kaşık daha koyuyordu ki, adam, tuhaf tuhaf bakarak, “Hoca, ne yapıyorsun?” diye sordu. “Neden rüzgârı gizleyip tozu gösterdiğini anlamaya çalışıyorum” dedi. Adam, “üstelik merkebe de ters binmiştin, nereye varmaya çalışıyorsun sen, aklını mı yitirdin?” diye söylenince, Hoca, “senin gibi uyanığı çok ama insanlıktan uyanmışı yok!” dedi. Adam, “tövbe tövbe!” diye kendine kendine söyleyenerek uzaklaşırken, Hoca da kendi kendine, “Anadolu mayasında birey, gönlünü bilerek özgürleşebilir” dedi.
İnsan İçin Yık(ıl)maktan Başka Rahat Oldu mu?
Nasrettin Hoca ağaçta, bindiği dalı kesiyordu. Yoldan geçen adam, şaşkınlıkla bakarak, “ne yapıyorsun Hoca?” diye sordu.
“Yola girmeye çalışıyorum” dedi.
“Ama düşeceksin, bak çatırdamaya başladı bile!”
“Bu gözlüğü kırmadan nasıl görebilirim ki!”
“Allah Allah… Yahu ne diyorsun, anlamıyorum?”
Dal kırıldı, Hoca düştü.
Adam,
“gördün mü düştün işte” diyerek geldi, elinden tutup kalkmasına yardım etti.
“O, uçurumdur, O’nu ancak düşmeyi sevenler bulabilir” dedi Hoca. Yere basıyordu. Dönüşmüştü, indiği yer artık kesilebilecek bir şey değildi, esastı, orada yürümeye başladı.












