Pasaklı. Üstü başı pejmürde.
Sakalı dizine iniyor.
Ağustos’ta palto giyer mi bir adam, Bayram olunca giyer.
Ben bu bayramı tanırım.
Erinip üşenmeden üç metre geriden yoldaşlık ettim.
Bir zamanlar kitap almadığı eski, yeni kitapçı yokmuş.
Okumuş da okumuş.
Sigortalar yanınca üç kelimelik bir cümleyle bakıyor dünyaya.
Uydur uydur yaz.
Fatih Camii’nin bahçesinde Ahmet Mithat Efendi’ye rahmet okuyor sanıyorsunuz:
Uydur uydur yaz.
Sahafın vitrininde kitap adını ezberlemeye çalışıyor:
Uydur uydur yaz.
Enis Batur’un evinin önünden geçiyor:
Uydur uydur yaz.
Vapurda biri kitap mı okuyor:
Uydur uydur yaz.
Nerde yazar kitap kitapçı yayınevi hatta gazete idarehanesi varsa yolunu düşürüyor, aynı replik:
Uydur uydur yaz.
Sirkeci’den çıktım.
Aklımda kalabalığın koşturmacasından bir cümle.
Gel de ürperme.
Döndüm.
Üç metre geride, zehir gibi gözlerime bakıyor.
Uydur uydur yaz.
Dudağını da okumayı öğrenmişiz.
Benziyor muyuz ne!

%d blogcu bunu beğendi: