Kendi yalnızlığımı asıp boynuma, sürüyorum kendimi insanların arasına.
İnsanlar ki kendi karanlıklarında çoğalmakta. Bir yüzde binlercemaskeyle
diğerlerinin arasına karışmakta.

Susuyorum ve sustukça büyüyor kargış. Beynimin bütün karanlıkdehlizlerinde
uğultulu bir kalabalık gibi dolaşıyor öfke. Kin atını şaha kaldırmış
delişmen süvari. Yıkılıyor duvarlar önünde. Mağrur kaleler korkuludüşler
uykusundan sarsılarak uyanıyor.

Uyanıyor ansızın hırçın bir kahkaha dudaklarımda. Ansızın şah matoluyor
bütün adsızlar.

– Ben, diyorum, ben, kendi yalnızlığıyla kavrulan, acının ve aşkların
kutsadığı şaşı çocuk. Göğeren başak gibi biçildim bilir misin? Bilir de
çıkar gelir misin?Sokaklar yutkunuyor ayak seslerimle. Ayak seslerimle yıkanıyor
kaldırımlar.

Kirli çiçekler boyun büküyor sert ve kararlı seslerle dolanan ayaklarınaltında.
Çiğneniyorum. Çiğnendikçe kanıyor ak perçemli ninemin zümrüd-ü ankakuşuna
yuvalık eden küçümen yüreği. Yürek ki masallardaki devlerle cengetutulmakta
hala.Annem ak pak elleriyle uzanıyor kendi ağırlığı altında eğilmiş başıma.
Başım kendi ağırlığını savuşturma telaşında.

– Anne bırak başımı, Sen yüreğime dokun. Diyorum. Kendi sesinden ürken
kuşkanadı yüreğime dokun. Benim yüreğim acıyor anne. Yüreğim kanıyor.
Şehir kendi yüreksizliğini acılara tutunmuş yüreklerle sınıyordurmadan.
Zaman cinnetin alacakaranlık kuşağına düşmüş yorgun bir çift göz olup
izliyor olup biteni.

Yürekler ancak kendilerine tutunarak ısınıyor.
Yürüyorum, yüzüm kendi maverama dönük.
Ayak seslerim taa kendimden duyulmakta.

Annem çıkıyor oyundan, ninem çıkıyor. Şehir katlanıyor kendi içinde,bir
çocuk uyanıyor. Sesler kendi ahenklerinin izini sürmekte, gözlerden bir
damla yaş süzülüyor.

Bir içli şarkının son nağmeleri“Dönülmez akşamın
ufkundayız/vakit çok geç/Bu son fasıldır ey ömrüm/ Nasıl geçersen geç”.
Susuyorum !

%d blogcu bunu beğendi: