ben sizin rüyanızda bu sabah
yine başı kesik uykular göreceğim
uykular
uyunmadık yanlarını gezdiren serinlikde
ve kırık testiler
uzak yataklardan bir gece vakti
çalkalanmış ağzında ölümleri sızdıran

çok elma ve çok çocuk yüküyle
koynunda uzun yol elemleri
şimdi sabahına davranır her kadın

başka çaresi yok yarının uyunacak
yıkılıp üstüne bütün cinayetlerin
çıkarak fallara bir şey gelmeli elimizden
bir şey gelmeli
bulup getirmeye gittikleri rüyadan
duadan dönmeyen tüy gibi kadınları
her soru işaretinde durularak

ıskarta şehirlerden ve antik çağrılardan
kimseye değmez uykuları yavaşça konuşarak
kefenlere sardık günyüzlü korkumuzu
bir buluttan şimdi beyaz bir at inecek
beyaz bir at
tanrım lütfen
yıkma bizim bu kaçak kondumuzu