3850 elli yaşında. Yaklaşık.
Canlı gibi.
Kendi yaşını bir ‘kuşak” saysa 100 kuşak öncesinden.
Ne yerdi, ne içerdi, nasıl ağlardı, neye üzülür neye sevinirdi, edası işvesi nasıldı bilinmiyor.
Adı da bilinmiyor.
3850 yıl sonra, yaklaşık, kendi fotoğrafı düşününce ürperiyor.
Nasıl ağlardı, neye gülerdi, nasıl bakardı, huyu suyu nasıldı bilinmeyecek.
Allah bilir, adı da.
Sırtına bir merdiven kurdu.
Birkaç dakikada bütün yükü indirdi.
Öyle sandı.
O birkaç dakikalık arınma o birkaç dakikada kaldı.
Şu senedi ödesem!

%d blogcu bunu beğendi: