Herkesin kızdığına kızar, bazen kimsenin kızmadığına da kızar.
Herkesin sevdiğini sever, bazen kimsenin sevmediğini de sever.
Farkı, farkı…
Da pek az kişi farkındadır onun farklılığının.
Sayısız film izlemiş.
70 yıldır Ankara’nın dışına çıkmamış, Ankara da gösterime giren hiçbir filmi kaçırmamış.
Ne kaldı geriye dedi yanımdaki arkadaş.
Kalması mı gerekiyordu?
Güldü.
Sinema dışında film izlemiyor.
Tek başına film izlediğin oldu mu dedim?
Çok dedi.
Koca salonda tek kişiyim.
Kendimi koltuk sayısınca çoğaltıyorum.
Gözlerimi.
Kulaklarımı.
Ellerimi.
Bu deli lan dedi bizimki kulağıma.
Duymasa da anladı.
En çok keyif aldığım filmler yalnız izlediklerim dedi.
Sonra bir bavul defter getirdi bana.
İzlediği filmlerin künyeleriyle, kısa değerlendirmelerle doldurulmuş, yazıda her renkten kurşun kalem kullanılmış.
Akıllı telefonlardaki pek çok ikonu da kullanmış henüz cep telefonu yokken.
Merakımı giderdikten sonra defterleri bavuluna yerleştirdi.
Yakmış.
O gece kâğıt sokakta üç beş sarhoşla birlikte ısınmışlar.
Yazık oldu dedim.
Yok be dedi, ne yazığı, hepsi aklımda.
Bağışlasaydın bari.
Sustu.
Elini boş ver dercesine salladı.
Böyle güldüğünü hiç görmemiştim.
Sesinin vadilerindeki kuş sürülerini de…

%d blogcu bunu beğendi: