Girizgâh

açılalım denizlerin en güvenilmezi
kendimize / açalım perdeyi / mânâda
seyredelim / açılan kapıdan içre

söze tutunmayalım / sözü tutmayalım
sözden gidelim / sözde kalmayalım
hayat hayata gebedir
bugün, dün ve yarına
Birinci Muzlim

sis sarsar serseriyi
uçar semaya sır; sarar sokakları / esatir susar.
sözün izini anlatır / tükenmez birsamların saltanatı
ceddin gece gibi gider / kar yağar, su donar
eser dağılır semaya
sis sarsar serseriyi
İkinci Muzlim

geceden süzün hüznü / gün dünü üleşsin / yığsın yağma
mallarını / gülün soluşuyla bitsin masal / içimizi
sessizliğiyle tırmalasın
gidişinle bir muzlim daha düşsün gönlümüze / karan-
lıkta şiir ölü gül yapraklarına karışsın / Olvido da…
Üçüncü Muzlim

zaman kazılır mazrufa / hurûfatta anlam / sızlanır / tit-
reşir gökte yıldız / mısraların arasına bir kızın
gözyaşları karışır.
zaman yıpratır mazrûfu / gözyaşı acze uzanır.
Dördüncü Muzlim

pervaneler parçalar yüreğimi / mil çekilen gözle-
rime muzlimler dolar / dünya bir zulümât olarak
zerk edilir kanıma / son sözlerim zehirlenir / yeti-
şemem panzehir dolabına.
Beşinci Muzlim

susun ve susayın sükûna / kendi uçurumlarınızla avunun.
uyuyun gül diye sarıldığınız dikenle / bâd-ı sabâ ile
savrulun / duyun bedenlerinizi / vebâllerinizin altında
yorulun.
sığının hayatın kıyılarına
âb-ı hayâtı yudumlayın ve çıkın ölüm kıtasına
El Dorado’yu bulmaya
Altıncı Muzlim

ölü güller kül
söz suskun
yarım kalır cümlemiz / yazsak da bırakmaz yangın.
Yedinci Muzlim

okuruz saatli maarif takviminden ve harfler alev
alır kendiliğinden.
“Mezarlarımıza amellerimiz ve kefenlerimizle gireceğiz”
üfleriz avuçlarımızda kalan külleri / yürürüz.
Sekizinci Muzlim

bedenime anamın tırnakları saplanmış doğumumda
onlardır muzlim deyip sustuğum / mağripden maşrıka
beni koşturanlar
ve cemre isminde düşerler
havaya, suya, toprağa
Son Muzlim

nice iklimi süpürdük siperlerden / söz düşmez
rengimize dünyanın ekseninden / anlamadık,
utanmadık, susmadık / makberi kaldırımla kapladık
endişeden.

kuşatıldık sarıldık karanlığa
kapıları boşuna yumrukladık
dualar ettik hatta
(aç kanatlarını
yol ver eşiğini aşındıranlara)
anlattıkça düştü gözlerimizdeki ışık
şehir bitti
tükendi şiir
yıkıldı sırça saray
ve akşam