Yazmak o kadar da iyi bir şey değildir.
Yazmamayı tercih ederdim.
Yazarın kitap okuması, gezerken dikkatini görüntü çekmeye, hareket kaydetmeye veren turistin durumuna benzer.
Gördüklerini memleketine götürmek telâşıyla hareket eden seyyah zevk alarak gezemez.
Yazar okuduğundan tat alamaz.
Bir kere yazacağı alanla ilgili yayınlar okumaktan kurtulamaz.
Normalde belki hiç zaman ayırmayacağı şeyleri de okur, yazı konusu gerektirdiği için.
Çok okuyan kişiyi çevrelerindekiler rahat bırakmazlar, bildiklerini kâğıda döksün diye kışkırtırlar.
Hele bir de dolu konuşuyorsa bu çok okuyan kişi, yakasını kolay kolay kurtaramaz.
Kışkırtıya aldanarak okumak evresinden yazmak evresine geçen kişiye acırım.
Artık dilediğini dilediği gibi okuyamayacak.
Vaktinin önemli bir bölümünü yazmaya ayıracak.
Belki hiç kullanmayacağı şeyleri not edecek.
Eline kitap aldığında diğer elinde kalem hazır olacak.
El altında kâğıt da bulunacak.
En akıcı anlatıya bile kendini tam veremeyecek.
En keyifli yerde ilham gelebilir.
Hemen kâğıda dökmezse gelen gidebilir.
Okuduğunu bırakıp, geleni kayıt altına almakla uğraşacak.
Yazmak, huzursuz yaşamaktır.
Elimde olsaydı yazmazdım.

%d blogcu bunu beğendi: