Üzül,
Üzül ki yağmurlar yağsın yüreğime
Üzül ki sönsün içimdeki bu ateş
Küllerini götürsün yağmur
Bulmasın kendine bir daha eş

Hırçın damlalar çarpsın ellerime
Terleyen ellerim sevinsin
Seli olsun gözlerinin bu yağmur
Himayesi altında avunayım bir ömür

Ne güzel renktir kırmızı!
Kan da kırmızıdır bilirsin
Bu gönlü kanatan aşktır
Aşkın rengindedir bu sızı

Hayatın kuralları ne ağır
Lakin dağ başında kural olmaz
Benliğim dağlara kaçmaya değil
Hayat musikisine sağır

Fenayım, baki kalamam
Filyarı tattım sevgilide
Tayyi zaman, tayyi mekan
Kah yerdeyim, kah gökte

Fırtına koptu, nasıl durulur
“bir müddet” mi var vuslatta
vuslat daim, her an bağrımda
ne yarla, ne yarsız olunur

bir garip kırmızı şapkalı kız hikayesi
içini gıdıklar fısıldadıkça kulaklarına
masallar kadardır mesafesi
göz kapanmadıkça varılmaz diyarına

ayrımına varıldı yolların
bir tarafı okyanus, bir tarafı kara
klavuzu gönül tutmuşuz biz
muallağı sular, görüneni ortada

daha kimleri çağırayım imdada?
Söz mü kaldı söylenmedik lugatta?
Türküler yetişmez, şarkılar haykırmaz
Bir mana ki, adım atmadan aşılmaz

Perçemini urgan et, bakışlarını giyotin
Kokunu sal rüzgara, gelsin boğsun beni
Yağmurlar yağdır yüreğime
Selinde öleyim, bana yeter…

Ocak, 2000

%d blogcu bunu beğendi: