Tezgâhta yanık yaralı kitaplar.
İyileri de var.
Olsun, birkaç tane aldım.
Hatırası olur.
Nerde yandı bunlar?
Rüyada.
Nasıl.
Şöyle:
Babamla kütüphanesinde dolaştık.
Ruloları, yazmaları, ilk matbaa kitaplarını, cilt güzellerini ağırlayan odalardan, sağlı sollu tabandan tavana ilk baskı kitapların, nadir parçaların ağırlandığı koridorlardan geçtik.
Bir kapı önüne geldik.
Parmak izi tanımlı kilidi açtı.
Birinci kapı ile ikinci kapı arasında iki metreden uzun mesafe var.
Göz izi tanımlı kilit yeşil yandıktan sonra bir de anahtarla açtı kapıyı.
Odaya girdik.
Işığı yaktı.
Duvarlar tavan, taban mermer.
İki küçük pencere kırılmaz ve kurşungeçirmez camlı.
Ortada mermer bir masa…
Masanın üzerinde bir testi…
Testiden ruloyu çıkardı.
Yeni doğan bir bebeğe dokunurcasına özenli açtı.
Lokman Hekim’in kitabı bu, ölümsüzlük ilacının tarifi olabilir içinde.
Parmağıyla çizimleri okşarken çizimler tutuştu.
Kitap parladı.
O mermer duvarlar da, çift kapı da parladı.
Bir duman.
Boğuluyoruz.
Öksürerek uyandım.
Evde yangın çıkmış.
Bu kitaplar da o gün yandı.

%d blogcu bunu beğendi: