At kafası iskeleti toplardı asmaları için.
Kuyu kazarken bir mezar buldu.
İskeletin 32 dişi de yerinde.
Ne yapacağını bilemedi.
Asmaya assa, tövbe, insan bu, olur mu?
Bulduğu gibi yerine koydu.
Adamı yattığı toprağında rahatsız ettiği için üzüldü.
Çıkan toprağı geri doldururken pıt diye bir ceviz düştü gökten.
Cavlak.
Karşı tepeye baktı.
Karşı tepe de ona baktı.
İstem dışı eli başına gitti.
Cavlak!
Yakındaki bahçeden alıp buraya cevizi düşüren ala kargaya baktı.
Kargalar adama böyle güler.
Vardır bunda bir hikmet!
Cevizi toprağa gömdü.
Bitmedi.
Sonra dere bayır demeden biraz boylanmış ceviz fidanını omzunda getirdi.
Kuyu yerine dikti.
Yazın suladı. Kışın ayaz vurmasın diye gövdesini sardı, sarmaladı.
Tuttu mu, tuttu.
Bugün ateşin başında yediğin cevizler o ağaçtan.
Konuklarına ikram ediyor da, yiyemiyor.
Aklına kimseye söylemeden gömdüğü kuru kafa geliyor.
Karşı tepenin bakışı, ala karganın gülüşü, tıp sesi.
Asmadaki kuru kafalarda ise bir kişneme, bir kişneme!

%d blogcu bunu beğendi: