Boğuluyorum.
Boğuluyordu sahiden.
Ne çok şey vardı nefes almasını zorlaştıran.
İnsan gördüğü yerde acı görüyordu.
Gazete okuyamıyordu.
Haber izlemiyordu.
Teli o kadar incelmişti ki, ha koptu ha kopacak.
Gönül zarı gibi hassaslaşmıştı.
Kayboldu.
Görüştüğü birkaç kişiye sordum.
Nereye gittiği, nerde olduğu bilinmiyordu.
Eskişehirli günler geçti.
Ankara’ya yerleştim.
Aradan çeyrek yüzyıl geçti.
Bir gün Ulus’ta karşılaştım.
Aşinalık gösterdim.
Tanımadı.
Ürktü.
Boğulmamıştı.
Aklını boğmuştu.
Yine de o incelikten, o hassaslıktan bir giysi yüzünde.

Read the latest car news and check out newest photos, articles, and more from the Car and Driver Blog.

%d blogcu bunu beğendi: