bir anne çığlığını örüyor elindeki dantele
bir çığlık amansız acıları törpülüyor
öznesiz bir cümlenin kurtulup elinden
kara bir kabus gibi düşüyor şehre tren
bir annenin öpüp alnından
şehre bağışladığı çocuk
ellerini göğe veriyor öpsün diye

şehir trene öfkeli
anneye küskün
çocuğa ketum
cinneti sürüyor eli iyi olsun için masalara
ve korkuları sürüyor

bin yılın tarihi sinmiş aynalar
kayıt düşüyor yorgun hafızalara durmadan
anne çocuğuna beyaz haberler taşıyor oysa
inadına masallardan

gece kırgın ve kızgın
en korkunç kabusları sürüyor
akpak rüyaların üstüne
şehrin kucağındaki çocuk susuyor
ellerine ter kokusu sinmiş eşkiyalar
dalaşıyor şarkılarla durmadan
şarkılarda gencecik kızların ayak izleri
sürükleniyor peşisıra delikanlılar

çocuk gülümsüyor
annenin dilinde ninni
trenin vagonlarında gece

dönüyor tekerlek
çatlıyor ayna
akıyor yüzüm akşamdan sabaha
ak pak iplikler sarıyorum gecenin üstüne
odalar dört duvar, dört dipsiz kuyu
yataklar tek sığınak
kitaplar usta hallaç
atılıyorum bir uçtan diğer uca
artıyor gerilim
akrep iğnesini kendi sırtına vuruyor
zehri ben pompalıyorum damarlara

ölüyor zaman
gidiyor tren
çocuk şehre karışıyor yeniden ve yeniden
aynalarda kirli sırlar
dökülüyor yüreğine annenin
Bense kendi aklını talan eden uğru
sızıp yüreğimin en tenha yerine
gülümsüyorum

%d blogcu bunu beğendi: