Fal baktırmam.
Kahveyi ağır içerim.
Çayı şekersiz, kahveyi şekerli…
Bazen istem dışı fincanın içine bakarım.
Genelde eski zaman haritalarını çağrıştırır fincanın içi.
Filler, develer, atlar, kartallar, başka kuşlar, kayalıklar, sarp geçitler, ağaçlar, bunlar içerisinde palmiyeler, dere yatakları, deniz, gökyüzü…
Bazen alabildiğine modern objeler.
Masalar, daktilolar, telefonlar…
Bugün de gözüm kaydı.
Bir Picasso tablosu…
Çiziler, çizgiler, gözler, diller, adamlar…
Şimdi bu fincanı alsam…
Çaycıya söylerim.
Alıp kitabevime götürsem.
Rafın önüne koysam…
Yok yok.
İyice kurusun.
Çerçeveleteyim.
Asayım duvara.
Sağ olasın Ressam Baba…

%d blogcu bunu beğendi: