Kızda her meyvenin, her çiçeğin güzelliği var.
Maşallah.
Babasıyla tanıştırmak istedi.
Eli boş mu gideyim.
‘Türkiye Kuşları’ kitabını yanıma aldım.
Şehri çıktık. Bir yarım saat sonra anayoldan ayrıldık, bir yarım saat daha gittik.
Garaj bahçe kapısına yakın. Bahçe değil çiftlik.
Yaya yürüdük meyve ağaçları arasından.
İnanılmaz bir görsel şölen…
Bunların çoğunu babam dikti dedi.
Çekirdekten yetiştirdi.
Yüzlerce kişiye meyve fidanı hediye etti.
Hepsiyle ilgilenir.
Konuşur.
Meyvesini de dağıtır.
Ben de okuldaki arkadaşlarıma getiririm mevsimine göre.
Kurusu, reçeli filan.
Babamın özel ilgisi bu iş.
Babasıyla gurur duyduğunu hissettirmeyen sade bir dille anlattı da anlattı.
Bir nar çatlar gibi.
Bir ayva sararır gibi.
Olgun bir erik rüzgârda yere düşer gibi.
Babasıyla tanıştım.
Kitabı hediye ettim.
Kütüphanesinde pek çok dilde meyvecilik kitapları var.
Nasıl sevindim.
Nasıl sevindim.
Sade kahve söyledi, çok şekerli içerim diyemedim.