Nobel Edebiyat Ödülleri yoğun kulisler, dedikodular ve jüri üyelerinden birinin “Bu iş artık siyasallaştı” diyerek istifa etmesinin ardından nihayet açıklandı.

Ödülün kime verileceği konusunda yoğun kulisler sürerken, Batı basınında Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını ve bunu artık itiraf etmesi gerektiği yönündeki demeçleriyle yer alan yazar Orhan Pamuk, ödüllerin açıklanmasına bir gün kala İtalyan La Stampa gazetesine konuştu.

Türk basınına göre Pamuk’un adı da listede yer alıyordu ve ne güçlü adaylardan biriydi. Sonradan ortaya çıkacaktı ki, Orhan Pamuk’un adı hiç bir zaman Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında yer almamıştı!

Adının adaylar arasında yer aldığına kendisi de inanmış olmalı ki, Orhan Pamuk, İtalyan gazecileri Nişantaşı’ndaki evinde konuk etmiş ve yapılan söyleşi, gazetede, tam da Türkiye’nin imajını yansıtmak istedikleri gibi bir şekilde, “İyimser sanık Pamuk” başlığıyla yayımlanmıştı, Pamuk’a açılan davaya da vurgu yapılarak.

“İslâmcılar düşman ve tehlikeli kişiler”

Nobel Ödülü alabilmek için bir son dakika çabası olarak değerlendirilen demecinde yazar Orhan Pamuk, yine Batılıların hoşuna gidecek şeyler söylemeyi sürdürdü.

En net şekilde, “İslâmcılar düşmandırlar, tehlikeli kişilerdir” dedi. Bunu İslâmcı bir çevrenin Kars’ta geçen öyküsünü yazdığı “Kar” adlı romanıyla ilgili sorular üzerine söyledi. Bakın tam olarak ne demişti:

“Siyasi İslâmcılık üzerine yazmak istiyordum. Bu işi bir romancı olarak yaptım. İslâmcılar elbette ki düşmandırlar, tehlikeli kişilerdir. Ama ben bir yazarım, bunu insani açıdan ele almak, onları yaşadıkları biçimiyle anlatmak istiyordum. Pek çok Türk yazar, propaganda eşliğinde onların kitaplarını mahvetti. Kar, benim ilk ve son siyasi romanımdır. Ben bu romanı, propagandaya yer vermeksizin, muhtelif seslere onurlu bir saygı ilkesiyle yazdım. Bir anlamda, Dostoyevski’nin tüm şahsiyetleri özgürce konuşturması gibi. Dolayısıyla Kar, siyasi bir mesaj içermeyen siyasi bir romandır.”

Kar romanı “siyasi bir mesaj içermeyen, siyasi bir roman”mış!

İsterseniz sondan başlayalım. Kar nasıl oluyor da, “siyasi bir mesaj içermeyen, siyasi bir roman” oluyor?

Kar romanıyla öncelikle Kars’lılara haksızlık etmiştir Orhan Pamuk. Kars’ta ciddi bir “gerici akım” varmış, bu ilde bu yönde kutuplaşmalar yaşanıyormuş gibi bir atmosfer yaratarak, öncelikle Türkiye’den önce bu kentin imajını karalamıştır. Hatırlarsanız, roman yayınlandığında ‘İslâmcılar’dan çok, Kars’lılar tepki göstermişti.

Pamuk, Kars’ı öyle bir anlatmıştı ki romanında Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn bile İstanbul’a gelip kendisini ziyaret ettiğinde “Kars’ı görmeyi çok istiyorum” demekten kendini alamadı. Gazetelere de bu diyalog, “Birlikte Kars’a gidecekler” şeklinde yansıdı.

Türkiye’yi yerden yere vuran kitabı tabii ki beğenecekler

Pamuk’un açıklamalarına göre, Rehn ile eşi onun Kar romanını okumuş, ikisi de çok beğenmiş. Nasıl beğenmesinler ki, bir Türkiyeli, kendi ülkesini, romanında İslâmcı diye adlandırılan kesimi yerden yere vuruyor!

Kar adlı kitabının son siyasi romanı olacağını söylüyor Pamuk. Bir başka kaynak da da, “ilk ve son siyasi romanım” ifadesini kullanmış. Oysa diğer romanlarında da aynı “tad”ı (!) bulabilirsiniz.

Pamuk’un kitaplarında bu “tad” eksik olmadıkça yükselişi sürecektir, emin olabilirsiniz!

Şeytan Ayetleri’nin yazarı da “Pamuk”çu

Orhan Pamuk’a ödül verilmeyişine en çok, “Şeytan Ayetleri” kitabıyla tanınan Hindistan asıllı İngiltere vatandaşı yazar Salman Rüşdi içerlemiş. “Bozacının şahidi şıracı” misali bunu dillendirmekten çekinmeyen Rüşdi, İngiliz The Times gazetesinde yayınlanan makalesinde, “Türkiye’de 30 bin Kürt ve bir milyon Ermeni öldürüldü” dediği için Pamuk’a dava açıldığını hatırlatıyor ve “Pamuk, eskiden Yaşar Kemal’ın elinde bulunan En Büyük Türk Yazarı unvanında hak iddia etti. Yaşayan en büyük yazarını mağdur eden bir ülke, nasıl aynı zamanda AB’ye girebilir?” diyordu.

Pinter, PKK yanlısı mesajlarıyla biliniyor

Pamuk’a bir destek de bu yılki Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan Harold Pinter’den geldi. Pinter “kanka”sı Pamuk için “O olağanüstü bir yazar” nitelemesinde bulunuyordu. Neden “kanka” diyorum; çünkü bir çok ortak yönü var bu ikilinin.

Pinter, Avrupa’da Kürtlerin (PKK) gerçekleştirdiği bir çok organizasyona katılan ve PKK sorunuyla ilgili Türkiye’ye sert eleştirilerde bulunan biri. Zaman gazetesinin haberine göre Pinter, 1997 yılında The Observer’da yayınlanan Türkiye taraftarı bir habere tepki olarak gönderdiği mektupta, “PKK, sistematik bir terörist devlete karşı 15 milyon Kürt adına savaşıyor.” demişti. Pinter’in “Kanka”sı Orhan Pamuk da “Türkiye’de 30 bin Kürt ve bir milyon Ermeni öldürüldü” iddiasını ortaya atmıştı.

“Nobel Edebiyat Ödülü”nün “siyasallaştığı” yönündeki eleştiriler ve kamuyonu yansıyanlar sadece bunlardan ibaret değil elbette. Jüri üyelerinden birini “bu iş artık siyasallaştı” diyerek istifa etmeye götürecek kadar laçkalaşan bir ödülün Türkiye’den ileride sırası geldiğinde kimlere verileceği konusunda bir fikriniz oluşmuştur sanırım.

%d blogcu bunu beğendi: