Yaşlısı gencine: Ben de senin gibi şarkı söylerdim eskiden.
Konuşuyorlar.
Konuşma bir koroya dönüşüyor.
Bebeği, çocuğu, genci, orta yaşlısı, yaşlısı, kadını erkeği, gelini kızı sesin tonları üzerinden kendi kimliklerini ifşa ediyorlar, inşa ediyorlar.
Dere de karışıyor sohbete.
Sazlık da.
Dilsiz ve sağır olanı biraz gıptayla, biraz hayretle seyrediyor onları.
Güneş tam tepede…
Birden komut almış gibi hepsi birden atlıyorlar suya.
Dilsiz ve sağır olanı kalıyor.
Gel diyorlar.
Duymuyor.
Birden sırtında bir acı.
Ertesi gün aralarında dilsiz ve sağır olanı bulunmadan aynı şenliği sürdürüyor kurbağa obası.
Günün en sıcak saatinde cuppp suya.
E, sonra?
Hikâyenin bir şey anlatmadığını o da biliyor.
Kağıdın üzerinde kurbağalar.
Her kalemden benek yapmış.
Her renkten.
Resme tekrar başlıyor.
Sessizce bitiriyor.
Bakıyorum, bir eksik çizmiş.

%d blogcu bunu beğendi: