İp merdiveni kendim ördüm.
Cevizin dalına bağladım.
İşime sonra yarayacak.
Yeri kazmaya başladım.
Acelem yok, bir boyluk derinlik.
Kırk günüm var.
Kazdım.
Toprak yetmez diye, uzak bir yerden toprak getirip kuyumun kenarlarına yığdım.
Boyumdan biraz fazla…
Son gün soyundum.
Merdivene benzin emdirdim.
Çakmağı dişlerimin arasına aldım.
Kuyuya indim.
Toprağı üzerime çekecek ucu eğri, yabamsı sopama dikkatle baktım.
Merdiveni ucundan tutuşturup yanışını seyrettim.
Toprağı üzerime çektim.
Baldırıma gelince sol elimi de gömdüm.
Göğsüme kadar çektim toprağı.
Acelem yok.
Akşam doluyor kırkıncı gün.
Sağ elimi yormadan çekiyorum.
Dökülürken gözlerimi yumuyorum.
İçimde bir terleme coşkusu.
Şimdi çenemde.
Ağzımda.
Gücüm azalıyor.
Sağ elim uyuştu.
Sopayı tutamaz oldum.
Korktuğum başıma geldi.
Gömemiyorum kendimi.
Akşam oldu.
Kuşların geceyi karşılama şarkıları son buldu.
Benimi nereye gömdüğümü biliyorum.
Az bir işi kaldığını da.
Küreği alıyorum.
Fazla yaşadın diyorum kuyunun başına gelince.
Benimle göz göze geliyorum.
Küreği yana bırakarak avuçlarıma kapatıyorum üzerimi.
Ceviz ağacına yaslanıp ıslık tutturuyorum.
Az önce buraya gömmemiş miydim kendimi.
Yer çayır çimen.
Kuşların sabahı karşılama şarkıları başlıyor.