“Ne Emek, Ne Ekmek; Önce, Kalbimiz Bozuluyor Çünkü.”

Böyle diyordu Nuri Pakdil.

İkibuçuk ay önce Cemâl’e gitti.

Dünyada “garip bir yolcu/devrimci” olarak yaşadı. Terekesi, vefakârı Necip Evlice’ye
emanet kaldı. Kitaplar, anılar, birkaç hüzünlü eşya…

Modern Türk edebiyatının en özgün kalemlerindenve kişiliklerindendi. Fethi Gemuhluoğlu’nun
ve aziz Maraş ikliminin bize en güzel armağanıydı. Edebiyat Dergisi’nde de Gemuhluoğlu’nun kıymetli payı var. Kendisi bunu her fırsatta dile getiriyordu.

Pakdil, geleneksel gramerimizi yeniledi, Türk dilinin pörsüyen yanlarını budadı, köhnemiş sözcüklerden arındırdı, onu diriltici bir solukla, tekrar düşünmenin yuvası haline getirdi. O dönem çok yadırganıyordu. Yıllar geçtikçe yaptığı şeyin ne denli değerli olduğu daha çok anlaşıldı.

Son derece duyarlı, dikkatli, bilinçli, inançlı, Hakk’a mutlak bir başeğiş içinde, zengin ve bereketli bir ömür geçirdi. Yaptığı bir tür yapısökümdü. Köhnemiş ne varsa yıktı, yeniden kurdu. Kelime kuyumcusuydu, nadide incileri dipten dalıp çıkaran bir dalgıçtı, kalbini ve kafasını satmadan yaşamanın değerini bize duyuran bir haberciydi. İlkeli, metîn, izsürücü ve her dem yeniden doğandı. Anlam avcısı bir doğandı. Yunus Emre’nin beyanı üzre, “Yunus bir doğan idi,
kondu Tapduk koluna…” O da Gemuhluoğlu üzerinden Özeren Efendi’nin irfanından gıdalanmıştı.
Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
* * *
Yine dopdolu bir sayı ile karşınızdayız.

2020’nin ilk sayısına son derece kıymetli bir kitap eşlik ediyor : Hüseyin Fahreddin Dede.

Klasik musikîmizin ta kendisi olan Mevlevî musikî geleneğinin ve irfanının en seçkin isimlerinden Hüseyin Fahreddin Dede’nin hayatı, besteleri, şiirleri ve en nadide eseri Acemaşirân âyin-i şerîfine ilişkin bilgi ve belgelerin yer aldığı bu önemli kitabı sunmakla bahtiyarız. Alanın en değerli adlarından, bestekâr, müzikolog ve sanatkâr Dr. Timuçin Çevikoğlu eseri hazırladı. Kitapta, Dede’ye ait yepyeni bilgi ve belgelerin yanı sıra, notaların düzeltilmiş / temize çekilmiş örneklerini de bulacaksınız. Sadece konuyla ilgili uzman ve ehillerin değil, hayli uzaklaştığımız ve yabancılaştığımız öz musikîmizi merak edenler için de kaynak niteliğinde bir çalışma.

Nihayet Rauf Yekta Bey’in ya yazamadığı veya yitip giden Hüseyin Fahreddin Dede’sine kavuşacağız.

Alana daha önce emek verenlerin de alıntılarla anıldığı bu nadide kitabı, başka çalışmalar da izleyecek. Şimdiden Dr. Timuçin Çevikoğlu’ndan, bir İsmail Dede Efendi kitabı sözü aldığımızı müjdelemek isterim.

“Klasik musikimizden anlamayanın bizden de bir şey anlayamayacağı”nı söyleyen Yahya Kemal’in öğrencisi Ahmed Hamdi Tanpınar, gerek Huzur’da gerekse Beş Şehir’de, bu muazzam geleneğin ruhunu, örneklerini, şahsiyetlerini ve duygu dünyasını mükemmel anlatır. Osmanlı modernleşmesiyle başlayan, dergâhların sırlanmasıyla kırılan, Cumhuriyet modernleşmesiyle köktenci bir tutuma dönüşen bu gelenekten kopuş deneyiminin, müzik alanında bugün bizi nasıl kaotik bir yere sürüklediğini görmemek için kör olmak gerek. “Bir toplumu merak ediyorsanız, müziğine bakın” diyen ne kadar doğru söylüyor. Bugün Türkiye toplumunu anlamak için hangi müziğe bakacağız? Baktığımız o müzik, “biz”im müziğimiz midir? Geleneksel musikimizle bağ kurabilmek için neler yapmalıyız? O musiki devam edebilseydi, bugünkü yapısı, manzarası, ses ve duygu dünyası nasıl olurdu?

“Musiki, ahlak-ı beşeri tasfiye eden bir ilm-i şeriftir” diyen Hammamizâde İsmail Dede’mizi hatırlayalım…
* * *
Edebiyat Ortamı Yayınları, çağdaş İran Şiirinin özgün sesi Sohrap Sepehri’nin bütün şiirlerini yayımladı. Mehrangiz Ghodraty ile Arafat Deniz’in yetkin çevirisi, yayınevimizin yeni dönemdeki ilk kitabı olarak raflardaki yerini aldı.

EOY’nın sizlere yeni sürprizleri olacak.
* * *
ÖYKÜ YARIŞMASI…
Edebiyat Ortamı, bir yarışma düzenliyor: I. Edebiyat Ortamı, Ankara Öykü Yarışması. Şehir olarak Ankara’yı, tarihini, kültürünü, gündelik yaşamını, değerli kişiliklerini, halk kültürünü, mutfağını, müziğini, Hacı Bayram gibi sultanlarını vd. özelliklerini konu edinen öykülerin yarışacağı bir yarışma.

Edebiyat Ortamı, sizinle birlikte şiir, öykü, deneme, söyleşi, eleştiri, günce vd. vadilerde yolculuğunu sürdürecek.

Mart’ta tekrar buluşmak üzere…

Editör

%d blogcu bunu beğendi: