Başkente kar yağıyor.
Çok güzel yağıyor.
Kahvede batak oynuyoruz.
Telefon geldi, konuşmak için dışarı çıktım.
Karşı çapraz bina kız öğrenci yurdu.
Yirmiye yakın kız, bir kısmı pijamalı, üzerlerine parka pardösü alarak sokağa inmişler. Kartopu oynuyorlar. Bir şenlik, bir şenlik.
Kar kızlara da çok güzel yağıyor.
Telefonla konuşarak aralarından geçtim, Necatibey’in kaldırımına çıktım.
Konuşarak geri dönerken sağ yanağıma şak!
Bir gülüşme tufanı…
Özür de dilemediler üstelik.
Dönüp kim attı diye baktım.
Hepsinde mahcup bir muziplik.
Kahvenin önündeki mermerde kayıp düşmeyeyim mi bir de.
Bereket Özcan görmedi.
Aylarca dilinden düşmezdim.
Kalktım.
İki elimle büyükçe bir kartopu yaptım.
Kızlardan birini gözüme kestirdim.
Al sana.
Saçında patladı kızın.
Bu sefer daha bir coşkulu gülüştüler.
Yağan kar da güldü.
Yıllardır kartopu oynamadığım aklıma geldi.
Eve geçince yangın merdiveninden bir tabak kar aldım.
Üzerine pekmez döktüm.
Odama geçtim.
Hem kaşıkladım, hem bu yazıyı yazdım.
İyi oldu.

%d blogcu bunu beğendi: