Soruşturma adı: Üryan Soruşturma
Soru: Söz’de Yunus, Siz’de Yunus… Söz’ün varlığa tercüman oluşunda Yunus ve bu tercümanlığın sizde bulduğu karşılıkta Yunus…”
Cevaplayan: Gürsel Akbulut / Yazar – Mali Müşavir

Yunus sığ bir kalple anlaşılmaz. Yunus, Anadolu topraklarında zirvesi bembeyaz karla örtülü koca bir dağdır. Her kim gölündeki nefsani buzulları eritip görünmezlik örtüsünü kaldırır, o, sırra mazhar olur.

*Söz’de Yunus;
Allah yarattığı her kulun cemalini biraz da kendi coğrafyasının hamuruyla boyamıştır ki; Sıbgatullah sıfatı Yunus’un yüzünde adeta Anadolu bozkırında yetişen kır çiçeği remziyle tecelli etmiştir. “İnsan sıfatı kendi Hak / İnsandır Hakk, doğru bak” der dahi kendisi. Neşvünema bulduğu Anadolu topraklarında “Ben gelmedim kavga için / Benim işim sevgi için” sözleriyle gönüllere sevgi tohumları ekerken, düşünce ikliminde yeşeren güzelliklerini hep bir bahar havası neşvesiyle sunmuştur. Onun sözlerinin manevi rayihası, özünü hiç kaybetmeden hâlâ aramızda efil efil esmektedir. Türkçe ses bayrağının öncülerinden olup, Allah aşkını halk diliyle en sade şekilde yorumlayan ulu bir derviş ve Hak âşığıdır. Yunus’un gönül bohçası; her ilmeği aşk ile dokunmuş Anadolu kumaşındandır.
Toprağın susuzluktan kuruduğu zamanlarda, yağmur sularının sevk-i ilahi olarak zuhur etmesi gibi, Hak dostları da içinde yaşadığı toplumun yeniden inşası için hep yol gösterici olmuşlardır. Yunus, olması gereken içtimai hayatın örneğini içinde yaşadığı topluma hâl diliyle anlatırken, bir yandan da tasavvuf eksenli şiirleriyle onlara nefes olmuştur.

*Bendeki Yunus
Yunus sığ bir kalple anlaşılmaz. Yunus, Anadolu topraklarında zirvesi bembeyaz karla örtülü koca bir dağdır. Her kim gölündeki nefsani buzulları eritip görünmezlik örtüsünü kaldırır, o, sırra mazhar olur. Yunusun durduğu yer, içimizdeki dağın yamaçlarından yukarılara doğru çıktıkça, dünyaya ait mekanik gürültünün bitiği yerdeki o müthiş sessizliktedir. Burada yaşanan duygu ve düşüncenin metafizik gerilimliyle, üzerindeki miskinliği atıp içindeki yangının harıyla yanıp tutuşan gönüllerde o, hep anlaşılır ve bilinir hâliyle üryandır. Bu hâlin hikmetiyle karanlıklar aydınlık, kapının eşiği gönül sarayı olur.

Anadolu insanı onun sözlerinin iksiriyle manevi dünyalarında yeniden diriliş heyecanı buldu. O bir aşk insanıydı. “Gelin tanış olalım / İşin kolayın tutalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimseye kalmaz” çağrısıyla, hedefine aldığı insan sevgisiyle ayrıştırıcı ve ötekileştirici olmadığından çok geniş kitlelere seslendi ve gönüllerde makes buldu.

“İşitin ey yarenler! Aşk bir güneşe benzer.
Aşkı olmayan gönül, misal-i taşa benzer.”

Kalp gözü açık olan herkesi aşka davet etti. “Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm” misali, Anadolu insanının yeniden kendi felsefi potasında yoğrulup bir hamur hâlinde kaynaşmasına vesile olan diğer Anadolu erenleri gibi, Yunus da Anadolu’yu mayalayanlar kervanında yer aldı.

“Fukara kalbine her kim dokuna
Dokuna sinesine Allah okuna.”

Garip ve gurebâyı incitmemeyi, her ne iş yapar isen Allah adına yapmayı, onun rızasının dışına çıkmamayı, gönülleri incitenlerin Allah’ın kader okunun hedefinde olacağı ikazıyla hep uyarılarda bulundu. Himmet arayışı içinde olduğu dönemde dergâhına kırk yıl boyunca odun taşırken, kapıdan içeri eğri odun dahi girmesine gönlü razı olmadı. Gezip dolaştığı Anadolu topraklarında insanlara sevgi ve hoşgörü dağıtarak, onların sıkıntı ve kederlerine merhem oldu. Bu yüzden Anadolu insanı onu “bizim Yunus” diye bağrına basmayı ihmal etmedi.

Ah
Hiç unutulur mu?
Bir Yunus
Yolculuk öncesi annemin çantama koyduğu
Yufka ekmeğin kokusu.