Nalı ateşe attı.
Nar gibi kızarınca. Ben o zaman anladım. Kapıdan perme perişan bir…
Yumurtayı sıcak küle koydu.
Pişene kadar. Kayıp bulundu. Bir yanlışlık olmuş.
Keskin mi?
Keskin.
Buna nefes diyorlar.
Buz gibi âşıktım.
Yüz görmüyordum.
Israr ettiler.
Gittim.
Saçından bir tel istedi.
Evinin çevresinde dolaştım.
Bir saç teli buldum.
Götürdüm.
Okudu. Üfledi.
Birazdan ayaklarıyla gelir, dedi.
Dışarda bir takırtı.
Bir iskelet yürüyor.
15 yıl önce ölen annesinin kemikleri.
Vay ıspanak!
Kızın saçını getirmemiş miydin?
Nerden bilirdim.
Gözümle gördüm.
İnandım.

%d blogcu bunu beğendi: