Hayat gibi.
Dudakların söyleyemediklerini bir çırpıda anlayan gözler gibi. Sözler
gibi, ‘La İlahe İllallah’ muştulu. Günebakan tarlalarının içinde
dolaşan sevinç gibi. Göğsü şifa, elleri merhem, anne gibi. En müşkülün
tek bir bakışla halli gibi.’Allahüekber’, Şu kılıksız yaşama en güzel
kıyafeti giydirir gibi. Burada yangın yangın büyürken gidişler, kalbin
en köşesinde uçuşup kalan dönüş haberi gibi. Ağlayamamaya mazeret
bulamamak gibi. Gülüşü erguvan, destan, mahsun, sıkılgan kırmızı,
uzaktan bir tutam neşe getirir gibi.’Yine de bana gönlün var gibi gibi’
şarkısı gibi. Hayatı bir yalnızlık gibi kuşanıp, aniden kalabalıklara
karışmak gibi. Şaşırmak gibi devrana. Elmanın tadını tanımlayamamak
gibi.

Aşk gibi.
Geçip giden her güne ince sızılarla kenar süsü işler gibi. Sonra o
süsleri alıp, bir kızın boynuna kolye yapar gibi. O kolyeyi ağrı
niyetine yüreğe asmak gibi. Sonra parmaklarını onun, kalbin üzerinde
ağrı kesici diye gezdirmek gibi. Hiç sezdirmeden kalbe, başkasınınkiyle
değiştirmek gibi. Yokluğu farkedilince ansızın, artık dünyaya duyurarak
yerine koymak gibi.

Yine hayat gibi.
İki nefes arasına kocaman bir ömür sığdırır gibi. Aralık kapılardan
içeri giren rüzgar gibi. ‘Kafesten kuş uçmuş gibi’. Dertlerden kurtulup
kedere kaçmış gibi. Akşamları oturup bozuk yalnızlıklar onarır gibi.
Bahçede ışıktan haleler büyütmek gibi. Kemankeşlerin neden veremden
ölmesi gibi. Kapanmış lunaparklar gibi. Ağaçlardan erik hırsızlığı
gibi. Vapurla karşıya geçmek gibi. Gizlice sigara içmek gibi. Sabahları
uyku gibi. Sokaklarda parasız dolaşmak gibi. Aynalar içinden kendine
geçmek gibi.’Beyhude dolandım, boşa yoruldum’, kara toprak gibi. Niye
gibi.

Yaşıyoruz işte “çok şükür” dergibi.