Çağdaş öykümüzün üretken kalemi Sadık Yalsızuçanlar “C’nin Hazırlanmış Hayatı” adlı eserini, birçoğuna çeşitli eserlerinde yer verdiği parçaları yenileriyle bir tematik bütünlük içerisinde harmanlayarak geçtiğimiz yılın ekim ayında okurla buluşturdu. Bu eserinde de yazar mecazla olan yoğun ilişkisini sürdürüyor. Kitabına motto olarak koyduğu ‘elif ile lam birleştiler tıpkı iki sevgili gibi ve yıllar bir düş oldu’ cümlesi yazarın Arabi okumalarından yola çıkarak ve özellikle “Harflerin İlmi” adlı eserini mihver edinen kimi öykü, kimi masal kimi anı formunda beliren yazılarından oluşuyor kitap.

Hiç şüphesiz Muhyiddin İbn-i Arabi hazretleri irfan dünyamızın parlayan yıldızı olduğu gibi – yön gösterici olması hasebiyle kutup yıldızı da diyebiliriz- aynı zamanda kurucu bir şahsiyettir bizim için. Kurucu şahsiyetlerde kelam, bizatihi dölleyen, mayalayan bir işlev görür. Aradan asırlar geçmesine rağmen irfan dünyasını hakikatin açıklığına açan herkes mutlaka hazret ile karşılaşacak ve bu karşılaşmada payına düşeni nasibince alacaktır. Değerli yazar Sadık Yalsızuçanlar da uzunca bir zamandır Hazretin irfan sofrasından beslenenlerdendir. Bu beslenmenin neticesinde roman formunda kaleme aldığı “Gezgin” adlı uzun hikaye ve birçok öykü ile okurunu da sahilsiz ummana sürüklemeyi başarmıştır. “C’nin Hazırlanmış Hayatı”nda da yazarın bu izleği sürdürdüğünü görüyoruz.

Modern hayatta dil nesnel dünyanın içinde sürekli benzer ilişkilere muhatap olduğu için paslanıyor ve araçsallık işlevinin ötesinde bir fonksiyon icra edemiyor. Belki de paslanmış bu dili açmanın bir yolu da onu mecazla karşılaştırmak; dili mecaza yeterince bulamak olmalıdır. Dışardan kirlenen bir pencereyi içerden silmek hiçbir fayda temin etmeyeceği gibi; bir tarafının temiz ve parlak olması camın dışarıyı göstermesine bir fayda sağlamayacaktır. İrfani geleneğimizden beslenen eserler kalbi ve dili – diğer anlamıyla gönlü –   hedef aldığı için buryı yurt edinirler. İnsanın asıl yurdu ve beslenme kaynağı da burasıdır. Buranın inşası insanın inşasıdır. Dilin iki tarafı da ancak böyle temizlenir ve parlatılır.

“C’nin Hazırlanmış Hayatı” harflerin çağrışımlarının, acıya, ayrılığa, kavuşamamaya, özleme, hasrete, cennete, aşka, şehvete, muhabbete, fıtrata, yazgıya, yazıya, kadere, renge, bilgiye, bilgeye, hakikate, sırra, veliye, dosta, çileye, ölüme, hiçliğe, yokluğa, varlığa, boşluğa, birliğe değen yönlerini irdelerken okuru hakiki bir rüyanın sonsuz ve zamansız atmosferine çağırıyor.

“Yunus” tan:

Yunus çürümüş, anlamını bırakmıştır denize. Şehirde hırsızlık artmış, gasp ve cinayetler çoğalmış, diş dişe kıran kırana bir kavga, kıyım, sürgün almış başını gitmektedir. Gece korkudan kimse dışarı çıkmamakta, kimse malını açığa bırakmamaktadır. Tefeciler en muteber protokol unsurları olarak devlet törenlerinde ön safta gerdan kırarak oturmakta, polis şefleri onları korumaktadır. Şehrin kapıları günbatımında kapanmakta, failinin bilinmesi tehlikeli cinayet kurbanı cesetler şehrin surlarına atılmaktadır. Elçi geceleri uyumaz. Sabaha dek düşünüp durur olan biteni. Yakarır, arınır, temiz bir ayna haline gelir. Olup bitenlerin iç yüzünü gösterir. Görenler katılır ona. Çoğalırlar. Çoğaldıkça korkuturlar. Evleri, dükkânları yağma edilir, varlıkları ziyan olur.

PROFİL YAYINCILIK

Yayın Tarihi:  Ekim 2016 / 112 sayfa