Mavi Kalem

Yılanı Öldürseler

Paylaş

Üç yılan resmi vardı kayada, gidip bakardık.
Yolda yılan gördüğümüzde kaçardık, ben yetişemezdim, önden kaçanlara, ardımdan akacak, koşacak, koşarken kuyruğu üzerine dikilecek, boynumun açıklığından sokacak diye düşünür korka ürpere kan ter içinde koşardım.
Üç yılan resmi dedim de, kabartmaydı.
Onları çile, sarıya, karaya boyamak isterdim.
Biraz yüksekçe yerdeydi, okul kalemlerime bakarken, aklımda yılanları boyamak vardı.
Siyah için ocaklıktan kömür işime yarardı.
Boyum yetişmezdi. Evdeki merdiveni oraya taşıyamazdım.
Rüyama girerdi.
Düz kayaya kolayca tırmanır, sarının kuyruğundan, siyahın boynuzundan, çilin ak karnından başlardım boyamaya. Karayılan rüyamda boynuz çıkarırdı.
Rüyamı arkadaşlarıma anlatır, ceplerimize kömür doldurur, onun üçü de kara oğlum diyen arkadaşımızın sözüne inanır, yılanı boyamaya giderdik.
Boyumuzun dört katı yukardaydı kabartma.
Kayaya yakın yabani incir ağacına çıkar, göz hizasından üç yılanın gözlerine bakar, birbirlerine düğümlü kuyruklarını çözüp boyamaya başlamak için can atardık.
Yılanlı kayaya gitmemizin yasak olması, bu kaçak yolculuğumuzu daha bir heyecanlı kılardı.
Kaya sarımsağı toplarken düşüp ölenler, incirden düşüp ölenler yılanlı kayayı uğursuz kılmıştı.
Mevsimine göre melengiç toplar, sakızlı ellerimizle, sakızlı ağızlarımızla susayarak dereye iner, dereye inerken boyumuzca yılanlar görür kaçardık.
Ben yetişemez en arkada kalırdım.
Ensemden ha soktu ha sokacak ürpertisiyle suyun en derin yerine atlar serinlerdim.
Büyükler erkekler üç yılanı define işareti sayarlardı.
Büyük kadınlar kayadan atlayan kral kızının hatırasına yapıldığına inanırlardı.
Daha büyük kadınlar, bütün bunlar masal, usta hünerini göstermiş derlerdi.
Daha büyük erkekler susarlardı.
En yaşlılara yılan öyküleri sorar, onlardan boynuzlu, tek boynuzlu, karayılan öyküleri dinlerdik.
Cinlerin de yılanı var mıydı?
Cinler de yılan donuna girer miydi?
Karayılana dikkat etmeliydi.
Bazı günler rüyamda her üç yılanı da karaya boyardım.
Benimle konuşurlar, korkma, önden kaçanlar ödlek, bizden zarar gelmez derler, adam gibi konuşurlardı.
Üçünden biri kralın kızıydı.
Yine görmeye gittik yılanlı kayaya, bu sefer sopalarımızla gözlerine ateş edecektik.
Ben gönülsüzdüm.
İncir ağacından bir karayılan aktı.
Kaçtık.
Sonra rüyam aklıma geldi.
Ensemde ürpertiyle durdum.
Geriye döndüm.
Yılan sessiz sakin ters yöne gidiyordu.
Kaçan arkadaşlarıma bağırdım.
Ödlekler. Halbuki en ödlekleri bendim.