Söz Misali

Tetis Denizi’nin Armağanı

Paylaş

Varlık ve evren harikulâde armağanlar sunuyor bize. Tarihin, oluşun ve hayatın perdesini azıcık aralayıp ibretle bakmayı becerebilirsek yaratıldığımız gibi insan olma şevkimizi artıracak, hayat ve güzellik dolu sayısız, bitmeyen imkanla karşılaşacağız. Yaşın ve toplumun getirdiği bağlardan azade bir çocuk safiyet ve öz[ü]gürlüğüyle gözleriniz parlayacak insan olmanın ihtişamını ve hayatı yeniden keşfedeceksiniz. Hz. İsa [as]: “”Çocuklar gibi olun! Arayın bulacaksınız… Kapıyı çalın size açılacaktır…” buyuruyor. Kendimizi ve evreni tanıma iştiyakıyla gönlümüzü gülşene çevirip birlikte arayalım, kim bilir lütfolur ulaşırız kapıya.

Çook eski zamanlarda Hatay, Nur Dağları [Amanoslar]1 hatta Türkiye, Ön Asya ve Ortadoğu tamamen denizmiş. Bir iç deniz; Tetis Denizi. Pangea tek kıtasıdır dünyanın, onun çevresi tamamen Pantalassa Okyanusu’yla kaplanmıştır. Tetis, Pangea’nın iç denizidir. Dönem ilerledikçe Pangea’yı oluşturan kıtalar birbirinden ayrılmaya başlar. Tetis Pangea’yı doğudan istila eder, kıtaların ayrılışını hızlandırarak Gondvana ve Lavrasya adları verilen iki yeni kıta oluşur. Kuzey Amerika ve Avrupa kuzeye doğru hareket etmeye başlar. Gondvana’nın parçaları olan Kuzey Amerika ve Afrika birbirinden uzaklaştıkça ikisi arasında yarık vadiler oluşur. Deniz tortularından dağlar oluşur. Himalayalar, Alpler, Nur Dağları [Amanoslar], Toroslar işte o tortulardan oluşmuştur. Giderek deniz çekilir. Denizlerin Kraliçesi2 Tetis; Hazar Denizi, Karadeniz ve Akdeniz gibi harikulâde armağanlar bırakarak veda eder dünyaya.

Bugün bile Hatay ve civarında, Nur Dağları’nda Tetis’in varlığının izlerini bulmak mümkündür. Nur Dağları’ndaki farklı bitki çeşitleri, [yaylacıların hiç istemeden (!) silip süpürdükleri lakin şükür ki] hâlâ işaretleri bulunan yerleşim yerleri; antik yaşam alanları ve şehirler bunun kanıtlarıdır. Dörtyol merkezinde de büyük ihtimalle aynı durum var. Ocaklı ve Özerli mahalleleri3 arasında kalan Dörtyol merkezi çok yeni bir yerleşim alanıdır. 300-400 yıl öncesine kadar yerleşime uygun olmayan [belki de bataklık olan] bir alandır burası. Üzerinde bulunulabilecek bir yer olmaya başladığında da uzun süre geçiş güzergâhı olmuştur sadece. Nitekim Dörtyol adına ilk kez Payas’ın bir mevkii olarak 1870’lerde rastlanır. Dörtyol adıyla Şubat 1909’da Adana Cebel-i Bereket Sancağı’na bağlı bir kaza olarak geçse de adını tam olarak alması 2 Nisan 1912’dir. Bütün bunlar tarihin ve coğrafyanın çok seçkin bir parçasında olduğumuzun kanıtıdır.

İlginç bir anekdotta Bediüzzaman Said Nursi hazretleriyle ilgilidir. Said Nursi, veda yolculuğu olan Isparta’dan Urfa’ya giderken Osmaniye ili üzerinden geçen eski Adana-Gaziantep yolunda gürül gürül akan suların güzergâhı olan Alman Pınarı denilen yerde, dağın eteğinde dururlar. Bediüzzaman hazretleri oraları görmek ister ama hava çok soğuktur ve kendisi de hayli rahatsız olduğundan inemez arabadan. Arabanın cam kenarına yaklaşır ve her daim hayran olduğu kâinatın bir başka güzelliğini seyre dalar. “Ne derler bu dağa?”diye sorar bir süre sonra yanında duran Zübeyir Ağabey’e. “Bu dağa Gâvur Dağı derler üstadım” der Zübeyir Ağabey. “Yakışmamış o. Bundan sonra adı Nur Dağı olsun” der. “Olsun Üstadım” derler.  Ad vererek iz bıraktığı son nur menzili olmuştur Nur Dağı.

Amanoslarla ilgili bir başka anlatıyı zikretmeden geçemeyeceğim burada. Hayli zevkli ve Amanos’a içi ısınmayan halkımızın irfanının bir ürünü: “Gülbahar ve Osman birbirine âşıktır. 11. Asırda yaşayan farklı iki aşirettendirler. Babası kavuşmalarına izin vermez, ısrarlar üzerine dağda bir geçit açması şartıyla kabul eder. Osman günlerce uğraşır ve bugün Yarıkkaya diye anılan yere gelir. Buradaki kayayı oynatabilirse bir geçit açabileceğini düşünür. Ama neredeyse imkansızdır bu ve kayanın çevresindeki toprak yumuşaktır. Bir yağmur sonrası yine uğraşırken toprak kayar ve Osman altında kalır kayanın. Gülbahar bunu duyduğunda kahrolur ve koşup gelir oraya “Aman Osman, aman Osman” diye feryat figan inler.” İşte o gün bu gündür yöre halkı bu aşkın hatırasını “amanos[man], amanos…” diye sürdürür.

1 Bu dağları Bizanslılar Amanos diye isimlendirirken, Müslümanlar Diyar-ı İslam ve Diyar-ı Rum sınırını oluşturduğu için Kafirdağı = Gavurdağı demişlerdir. Osmaniye’nin kurucusu ve isim babası büyük devlet adamı, tarihçi ve hukukçu [Osmanlı’da İslam fıkıh geleneğine dayalı derli toplu ilk özel hukuk (medeni hukuk) kuralları kodeksi olan Mecelle’yi hazırlayan heyetin başkanı] Ahmet Cevdet Paşa “Cebel-i Bereket” ismini vermiş [1865]. 1940’lı yıllarda tekrar Amanos ismi verilmiş. Fakat bu kez halk arasında pek rağbet görmemiş ve hem dağa hem de dağın arkasındaki Kömürler kasabasına Mekke’deki “Nur Dağı”nın [Hira mağarasının bulunduğu dağ] ismi verilmiş [1961]. Atlaslara da “Nur dağları” diye işlenmiş.

2 Hatay’a da “Doğu’nun (Şehirlerin) Kraliçesi [anası]” denmiyor muydu bir zamanlar?

3 Bu mahallelerin tarihi çok eskiye dayanır.