Annem’e

Yüzünde bütün yağmurlar çiçek açmıştı
Ölümün bu kadar mahcup ve mahzun olduğunu bilmiyordum
Dünya bir dilenci gibi duruyordu mezar ucunda
Anne, gördüm ki bütün bilmediklerimin allâmesi sendin

Şimdi yalnız mıyım, harâmîlere mi çaldırdım gecemi
Yüreğimde kandan göletler
En doğru soruların mekânıdır mezar
Emdiğim sütün Rabbini biliyorum Anne

Bu dünya yıkılır da altında mı kalırım
Bu acıya takılırsa ayağım oturup ağlar mıyım
Yüzüne meleklerin çizdiği o resimde midir hayat
Bu gemi nereye oturur, kaşlarının arasına mı Anne

En güzel masalımızdın, anlatıldıkça sürekli doğduğumuz
En güzel yarınımız senin şefkatin olacak
Sen en güzelimizdin, en güzel sözümüz ve içtiğimiz su
Anne, bıraktığın yankıyı hangi kefene saralım

Bütün hatıralarımın sokak başlarını bekleyen sensin
Hani dokunursan sökülüp geleceğim tüm şehirlerimden
Azrail gökler dolusu haber getirdi Rab’den gönderilen mektupta
Ölümün, öleceğimizin müjdesi gibi duruyordu ruhunda Anne

Duymadığımı duyar oldum sırrolduğun günde ve mekânda
Verdiğin telkinle uyandık, her bir tahtasına gafletimizin vurduk başımızı tek tek
Yağmur çok ince yağmıştı, yüreğimizden toprağına akan yaş gibi
Sen bizi dünyamıza selametledin, biz de seni Rabbine
Değişen bir şey yok Anne, gördüğün gibi hepimiz iyiyiz
Habersiz bırakmam seni üzülme
Her gün göndereceğim Fatiha ve Yasinlerle.