Mavi Kalem

Sıradan

Paylaş

Çaprazımdaki masada bir çift oturuyor. Kardeş değiller belli, kocası veya nişanlısı veya sevgilisi önemli değil. Kadının yüzü bana dönük. Kitaptan başımı kaldırdığımda gözü üzerimde. Dört farklı bakışını yakaladım.
BİR: Çekiciyim.
İKİ: Yanımdaki bana âşık.
ÜÇ: Çekiciliğimi ve yanımdakinin beni çekici bulduğunu herkes anlasın istiyorum.
DÖRT: Ne ilgisiz birisin ulan! Bunu hak etmiyorum.
Bugün evden çıkmıştım. Kendim için değil, dün kahvede başımın etini yiyen Turan için YKY’den Marc Auge’nin iki kitabını aldım. Bu iki kitabı üçüncü alışım. Yanında da Hafız’ın Yolculuğu. Geri döndüm. Sağa saptım. Metro girişini geçtim. Soldaki Simit Cafe’ye oturdum. Şekerli kahve söyledim. Kitabı yarıya kadar okudum. İlk paragrafa dönünüz lütfen.
Sonra Sabit Yakar gördü beni. Ben de onu gördüm. Davet ettim. Yürüyordum ya, bir çay içip gideyim dedi. Kitaplardan konuştuk biraz. Kütüphaneye kapanmaktan. Gündelik hayatın rutin olduğunu söyledi. Değil, dedim.
Çaprazımdaki çift kalktılar.
Kadınla yine bakıştık.
Arkadaşına söyle sözünü geri alsın der gibi baktı.
Sabit gittikten sonra kitabı bitirdim.
18 yüzyıldan post-modern bir metin.
Kalktım.
Esnaf lokantasında çorba içtim.
Selçuk’la Yargı’da buluştuk.
Kahveye geçtik.
Fener şükür berabere kaldı.