Öykü Mahzeni

Sineklerin Tanrısı

Paylaş

William Golding’in anısına…

Yaşlı kadın öldü. Aradan on iki gün geçti. Cenaze kokmaya başladı.

Yoldan geçenlerin şikâyeti üzerine emniyet müdürlüğü, cenaze işlerini aradı. Cenazenin alınması için ekip gönderildi.

Ceset çürümeye başlamıştı. Kadın koltukta, elinde televizyon kumandası, o vaziyette ölmüştü. Üstüne binlerce sinek üşüşmüştü. Korkunç bir kokuya sineklerin vızıltısı eşlik ediyordu. Yanda bir kedi, çaresizce bakıyordu.

Odanın duvarları kitaplıktı.

Büyükçe bir naylon torbaya ceset konuldu. Açılan pencereden sinekler uçuştu. Kedi hamle yaptı, görevlilerden biri onu “Kışt!” diye kovdu. Gitti duvarın dibine sindi, üzgün bakışlarla baktı.

Ceset çıkarılırken yan dairenin kapısında beliren yine yaşlı bir kadın, ölenin dört beş yıldır yalnız yaşadığını, kocası ölünce çocuklarının arayıp sormadığını, son günlerinde çok üzüldüğünü, kendisine dert yandığını söyledi.

Ceset çürüdüğünden yıkanamadı. Başka bir torbaya konup ağzı sıkıca bağlandı. Kimsesizler mezarlığına götürüldü. Küçük bir vinç ile el değdirmeksizin gömüldü, üzerine kireç atıldı.

Görevlilerden adı Tevfik olanı yıllar öncesine gitti. Bir cuma namazı öncesi küçük bir mescitteki hocanın sözlerini anımsadı: “Kişiye ölüm meleği, yaşamındaki eylemlerinin toplamı suretinde gelir, kendisini yutar ve o surete dönüştürür.”

Sinekleri unutamadı.

Düşlerine girdi.