Kısa Kısa Söyleşi

Mustafa Nurullah Celep

Paylaş

Şiir yazmaya neden ve nasıl başladınız?

Şiir yazmaya Ankara Muradiye Yurdunda lisede öğrenciyken, kar yağışını temaşa sürecinde duygusal, izlenimci, romantik hislerle başladım. Şiir yazmama, çocukluğundan o güne hayatı gurbette geçmiş bir lise öğrencisinin anne-babası, ağabey, abla ve kardeşine dair özlem duygusu içinde depreşen bir iç yoğunlaşma itkisi sebep oldu, diyebilirim. Gurbetteyken hemen her zaman ağabeylerimin desteğini gördüm ama şiir okumanın sağladığı duygusal ağırlıkla kişioğlu yine de yuvasını özlüyordu. Annemi özlüyordum. Şiir canımdan taşıp geliyordu. Anlatamadığım durumlarda şiire başvuruyordum. Şiir anlatamadıklarımın anlaşılır kılınma çabasıydı. Şimdi –mesafe kısa olsa da- yine gurbetteyim. Neylersin ki Gurbetlik yazgım olmuş benim. Bu yazgıyla birlikte yaşamaya ömrüm vefa ettiği müddetçe devam edeceğim. Şiir bir edebiyat biçimi olmaktan ötede bir varoluş biçimidir bana göre. Bu hep böyle oldu. Şiir kemiklerime değen, değinen bir şey…

Bir cümleyle şiiri nasıl tarif edersiniz?

Şiir, öz suyu insanın ruh köklerine sinen, dalları vatan ve millet bağı ile merbut, kemiğe yakın, somut bir davranış biçimidir.

Şair olduğunuza ve şiir yazdığınıza pişman oldunuz mu hiç?

Defalarca pişman oldum, ama yine yazdım. Şimdilerde düzyazı denizinin zihinselliğindeyim. Üçüncü şiir kitabımdan sonra şiiri terk edeceğim. Kendimi, zihinsel yoğunluğumu tümüyle “tenkit sanatı”na tahsis edeceğim.

İlk okuduğunuz şairi ve şiir kitabını hatırlıyor musunuz?

İlk okuduğum şair Muradiye Lisesinde edebiyat öğretmenim Taha Çağlaroğlu’nun “Yüzleşen Tutanaklar” adlı ilk şiir kitabıydı. Sonrasında yeni baskısı yapılmadı bu kitabın. Risale-i Nur ekseninde yazılmış bir şiir kitabıydı, varlığa, kâinata, dünyaya ve insana Risalelerin penceresinden bakan, soyut ve çoğul anlamlara, çoğul okumalara açık bir şiir kitabıydı…

İlk şiiriniz nerede yayınlandı?

İlk şiirim Kırağı dergisinde yayınlandı. Bugün çıkan birçok Anadolu dergisi varlığını ve heyecanını Kırağı’ya borçludur…

Şiirinizi basılı görünce neler hissettiniz?

Şiirim yayınlanınca en direkt Taha Hocama gösterdim, tebrik etti, devam et dedi, teşvik etti, sevincime ortak oldu. Sonrasında Ankara Gazi Tarih’te okuyan Ali Celep abime gösterdim. “Dergi ailesinden bir yazar…” gibi duygularla o dergiye bağlı hissettim. Böyle hisler içinde olduğum dergi çok nadirdir, Yedi İklim var ama sonrası yok… Dergiler mektep olma niteliğini yitirdi. Edebiyatın merkezi Eleştiri Haber’dir.

Bu şiiri bizimle paylaşır mısınız?

Şu linkten okuyabilirsiniz: http://elestirihaber.com/cehennem-bakithli-byr-gece-thyyry/

Sizi en çok etkileyen 3 şairi söyler misiniz?

Beni imge oluşturmadaki tufan ve kasırga etkisiyle İsmet Özel, dünyaya bir sanatçı gözüyle acı ve tecrübe yüklü bir duyumsal ağırlıkla bakan karakteristik vasıflarıyla Cahit Zarifoğlu, tavır ve tutumlarındaki sahicilik, dürüstlük, hasbilik, yiğitlik ve samimiyet, dünya-insan-hayat anlayışındaki aşk merkezli düşünüşü ve heyecanıyla Bünyamin Gürel…

Tufan olsa ve yeryüzünde tek bir şiir nüshası kalsaydı, o şiirin hangisi olmasını isterdiniz?

Aşk Tenden Alacaklı adlı şiir kitabının bütün nüshalarının kalmasını isterdim. “Aşk Tenden Alacaklı” ve “Leyl ve Lir” nitelik katsayısı yüksek kalıcı şiirlerdendir…

Mısra-ı bercesteniz hangisidir?

“Hâlbuki aşk başka ne olsundu hayatın mazereti” (İsmet Özel)

En beğendiğiniz şiir kitabı adı nedir?

“Canavarlığa Yazgılı Şehzade” adlı şiir kitabı, Ayhan Kurt.

Keşke ben yazsaydım dediğiniz bir şiir var mı?

Ali Celep’in “Modern Şiirin Ölümü” adlı şiirini defalarca yazmak isterdim. Çünkü bugünün kan ve gözyaşı ortamında Modern Şiirin yazılmasını gerektirecek şartlar kalmadı artık. Modern Sonrası Şiiri yazmak gerekiyor. Bize içinde yer aldığımız dünyada yaşadığımızı hissettiren bir şiir… Savaşın ortasından bir şiir… Savaşlar kararında değil, savaşlar cangılında…

Şiir yazamamak üzer miydi sizi?

1.5-2 yıldır şiir yazmıyorum. Şiir üzerine çözümleme metinleri okuyorum daha çok. Anlatamadığım anlarda şiirler yazıyordum. Bugüne dek şiir yazamamak beni üzmedi. 2 yıldır anlatamadıklarımı yazsaydım kendime yabancılaşır, agresif-geçimsiz biri olur çıkardım dünyadan…

Nasıl yazarsınız? Zaman, mekân önemli midir?

2 yıl öncesinden bahsedecek olursak, nehir gibi, coşkun akan bir su gibi doğallıkla ve ilhamla yazardım. Sonrasında şiir bittiğinde metin üzerinde işçilik-şiir işçiliği- yapardım. Şiir bana nasılsa öyle geliyor. Şiir insanın üstüne başına, huyuna suyuna benzemeli. Oysa Bünyamin Gürel’in tabiriyle şiirde “insan taklidi yapan şairler” ne kadar da çoklar… Her yeri, her mekânı parselleşmişler… Mahmut Bıyıklı’nın değişiyle “kültür kodamanları” diyorum ben onlara. Şiirin kültürel etkinlik boyutundan faydalanan, ama şiirlerinin gücü, niteliği, yeteneği ve yoğunluğuyla bir varlık olamamış, ağabeylerinin gölgesinde mutlu-mesut yaşayan, kibir-budalası enez şairler…

Çağdaşlarınızdan beğendiğiniz şairler var mıdır? İsim verebilir misiniz?

Yetenekli lirik bir şair olan Bünyamin Gürel’i, şemsiyenin altına sığınmayan ve kendi Popülist şiirini yazan Belya Düz’ü, kendi varlık sancısı ve vuslat özlemini spontane söyleyişlerle dile getiren Barış Kavas’ı, nahif-kırılgan-lirik duyarlığıyla Kadir Korkut’u, gençliğini tümüyle şiir ve eleştiriye tahsis etmiş, ödünsüz ve onurlu duruşuyla edebiyat ortamından, edebiyat ortamındaki kirli ilişkilerden uzak ve kendi köşesinde şiir ve eleştiri dünyasını kurma-inşa etme çabasında olan Ali Celep’i, Oğuz Atay’ın sanatçı duyarlığını bugünün dünyasında yeniden güncelleyen Fatih Çodur’u, disiplinli vezin çalışmasıyla şiir sanatının yoğun ve derin sularında gezinen M. Sadi Karademir’i ve daha birçok şair yoldaşlarımı severek-beğenerek okuyorum…

Şiiri bırakmayı planladığınız bir yaş var mı?

Kırkında kırklara karışmadan, alt yapısı sağlam, gerekçelendirilmiş, belli başlı ölçütlerden hareket eden sert sesli eleştiri metinleri yazarak şiiri terk edeceğim…40 yaşında…

Sizden daha genç şairlere 3 altın öğüt verir misiniz?

a) Şiir yazdığına inanıyorsan şiiri ciddiye aldığını gösterir emarelerin olmalı: Eleştiri ve Poetika. Yazdığın şiire katkı sunacak olan, bağlı olduğun topluluk değil, bu iki dikkattir. Senin alameti farikan bunlardır.

b) Edebiyat yolculuğunda önünde yürüyebileceğin iki yol var: Ya ağabeylerinin, ablalarının tahakkümü altına girip oradan prim yapacaksın, ya da görmezden gelinmeyi, yok sayılmayı, üstünün örtülmesini göze alıp yolu yalnız yürüyeceksin. Tercih senin!

c) Hangi yaş aralığında olursan ol, ister düşçü-hayalci, ister lirik-romantik şair ol, gerçeklik bilinciyle hareket et, bu senin şiirini etkili kılacak olan birincil dinamizm kaynağıdır. Şiirinin hareket noktası daima gerçek olsun. Biz de senin “gerçek bir şair” olduğuna kanaat getirelim!