Dergibi’nin farkı, sadece internette yayınlanan bir dergi olabileceğini uygulamalı olarak göstermekti sanıyorum.

Konuşturan: Hüseyin AKIN             

Merhaba Melih Bey. Dergibi röportaj sayfasında mayıs ayında sizi misafir etmek, kurucusu olduğunuz Dergibi’yi konuşmak istiyoruz. Doksanların kısıtlı imkânlarında bir internet dergisi formatıyla yola çıktınız. Sizi internet dergiciliğine iten sebepler nelerdi? Sorusuyla başlamak istiyorum. Elektronik ortamda yayın yapma fikri nasıl doğdu, ilk tepkiler nelerdi?

Yeni Şafak gazetesinde çalışmaya 20 Kasım 1995’te başladım. O dönem internet diye bir şey bizim hayatımızda yoktu. Gazetecilik internet imkânlarından uzak yapılıyordu. 1998’e geldiğimizde, gazeteye çevirmeli modemle internet bağlantısı geldi. O dönem teknolojiye meraklıyız. Hemen ilk e-posta adresleri alındı, usa.net uzantılıydı ilk e-posta adresim, hiç unutmuyorum.

Oda arkadaşım İdris Özyol’la internetin faydalarından konuşurken, “Dergi bile yapılabiliyor” dediğini hatırlıyorum. Benim dergilere, edebiyata pek ilgim yok, teknolojiye meraklıyım. Ama interneti öğrenmek, web sayfası yapabilmek için bu dergi fikrini tuttum. İnternette ‘Dergi gibi bir şey çıkarmak istiyorum’ dediğim mesai arkadaşım Mehmet Şeker de, çok zekice, “Adı Dergibi olsun” deyince, isim olayı da tamamdı.

Fortunecity adlı bedava web sayfası veren servisten bir sayfa açtım. 44 karakterlik bir adresti. Tam olarak şöyleydi: http://victorian.fortunecity.com/cezanne/462 Uzun süre bu adresi ezberleyip, “Bizim internette bir dergimiz var, bakın şöyle açılıyor” diye Internet Explorer’da açıp göstermekle geçti.

Sonra adres kısaltma servisi CJB.NET’i keşfettim. dergibi.cjb.net olarak adresimizi kullanmaya başladık. Ardından dergibi.gen.tr, son olarak da dergibi.com adresimi satın aldım. Dergibi ile bir yandan teknolojiyi uygulamalı öğrenirken bir yandan da ister istemez kültür-sanatla ilgilenecek bir alan buldum. Bu süreçte kendimi geliştirmeye çalıştım.

Yayımlanan ürünlerde aradığınız kriterler nelerdi? Dergibi’de yayın akışını nasıl düzenliyordunuz. Uyguladığınız bir yayın periyodu var mıydı? Arşive baktığımda bazı yıllar aylık bazı yıllar ise iki aylık aralıkta yayın yaptığınızı fark ettim.

Dergibi’yi, ‘dergi gibi’ bir şey olarak düşündüğümüz için, başlangıçta haftalık, aylık gibi periyotlarda güncellemeyi denedik. Daha sonra internetin sürekliliği ve hızlı içerik tüketen bir mecra oluşu nedeniyle, dergi tanıtımları, kültür-sanat haberleri gibi konularda belli bir periyoda bağlı kalmadık. Ancak edebi ürünler için belli bir periyodu korumak, içerik kalitesi açısından daha doğru gibi gözüküyordu.

Dergibi.com sitesini diğerlerinden farklı kılan nedir sizce?

Bizim Dergibi’ye başladığımız dönemde internet bu kadar yaygın değildi, sosyal medya denen şey hayatımıza henüz girmemişti. Türkiye’de internet ilk dönemini yaşıyordu. O günlerden hatırladığım ve şu an internette olmayan araf.net gibi başarılı siteler vardı. Dergibi olarak biz basılı dergilerdeki sınırlayıcı, sert ve kısıtlayıcı bir yayın politikası benimsemedik.

Yeni ve genç yazarlara fırsat vermeyi tercih ettik. Bunda da başarılı olduk sanıyorum. Dergibi’nin farkı, sadece internette yayınlanan bir dergi olabileceğini uygulamalı olarak göstermekti sanıyorum. O dönem birçok gazetenin kültür sanat sayfasında, ‘internette nitelikli bir edebiyat dergisi’ olarak nitelendirilerek haberlerde yer aldık. Televizyonlarda haber olduk.

Edebiyat dünyasına Dergibi.com neler kazandırdı sizce?

Edebiyat dünyasına şunu kazandırdık gibi bir cümle kuracak değilim. Böyle bir iddia içinde hiçbir zaman olmadık. Sadece eli kalem tutan insanlara, kendilerini ifade edebilecekleri bir mecra sunabildiysek ne mutlu. Bizim yola çıktığımızda ‘internette edebiyat mı olur?’ gibi bir düşünce vardı.

Bize yazmasını istediğimiz kişilerin çoğundan bu ve buna benzer tepkiler alırdık. Hatta internette ürün yayınlamanın suya yazılan yazıdan farksız olduğunu savunanlar vardı. Zamanla bu aşıldı. Bunun aşılmasında da rol oynadığımızı düşünüyorum. Dergibi’nin misyonu, ürün yayınlayan ve herkese açık bir site olmaktı.

Öte yandan Türkiye Yazarlar Birliği’nin yıllık ödüllerine ilk kez ‘Elektronik Yayıncılık Ödülü’ kategorisi konulmasında öncü olduk. Bu eksikliği Dergibi.com’da gündeme getirdik ve Türkiye Yazarlar Birliği’nin ilk ‘Elektronik Yayıncılık Ödülü’nü de 2001’de dergibi.com aldı.

Matbu dergicilikteki sorunlardan daha korunmuş bir ortam diyebilir miyiz bu ortama, eğer öyle ise bunun sizce sebebi nedir?

Eğer matbu bir dergi çıkarmanın tasarım, kâğıt, baskı ve dağıtım gibi maliyetler nedeniyle daha güç oluşundan söz ediyorsak, elektronik ortamda bunu yapmanın evet, daha az maliyetli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak matbu 16 sayfalık dergi şeklinde yayınlamış olsaydık, kütüphanelerde yer bulabilmiş olabilirdik.

Elektronik yayında sistematik bir kütüphane mantığı maalesef yok. Bir yayın kapandığında, arşivi de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Zaman zaman, internet yerine basılı bir dergi çıkarsak daha fazla mı iz bırakabilirdik diye düşünmeden edemiyorum.

Elektronik ortamda edebiyat neden hâlâ belirleyici değil, neden durağan gidiyor?

Tüm gelecek perspektifi ve öngörülere rağmen, dijital mecra, sadece edebiyatta değil, tüm alanlarda tek başına belirleyici değil. Sadece tek mecraya odaklanmak yerine, tüm mecraları farklı avantajlarından yararlanarak kullanmak sanırım daha doğru.

Bu bağlamda, hem dijital hem de basılı mecralarda görünür olmayı öneririm. Dergibi.com gibi elektronik yayınlara da, yayınlanan ürünlerden fırsat buldukça basılı seçkiler yayınlamalarını, mümkünse yazarlarının ürünlerinden kitaplar basılmasını teşvik ya da organize etmelerini tavsiye ederim.

Sizi en çok yoran ne oldu bu dergicilikte?

Gelen içerikleri değerlendirme ve yayınlama süreci. Edebiyatla ilgili konularda ürün seçimine mümkün oldukça tek başıma karar vermemeye çalıştım. Şiir, öykü, deneme editörü olarak bana yardımcı olan, kendilerine ilettiğim ürünleri değerlendiren dostlarımız oldu her zaman. Onlar olmasa zaten başaramazdım. Dolayısıyla minnet borçlu olduğum çok isim var.

Elektronik ortamların sürekli eleştiri konusu olmasını, fazla ciddiye alınmamasını neye bağlıyorsunuz?

Eleştiri konusu olan sanırım, ortam değil de içerik olabilir. Basılı dergilerdeki gibi iyi bir editöryal denetim uygulanmadığında, eleştiri alabilecek derecede çıta düşürülmüş olabilir. Ki, dijital yayınlarda daha esnek bir çizgi izleniyor, bu doğru. O zaman yapılması gereken, daha iyi bir eleme süreci.

Tasarlayıp da yapamadığınız şeyler var mıydı Dergibi.com’da? Nelerdi bunlar?

Daha interaktif bir yapı kurabilmiş olması arzu ederdim. Ancak imkânsızlıklar nedeniyle işin teknik altyapısını istediğim gibi geliştirebildiğim söylenemez. Teknik detayları bir yana bırakırsak, bir topluluk oluşturabilmiş olmak, belli periyotlarla bir araya gelerek toplantılar düzenleyebilmek ve Dergibi.com’da yayınlanan ürünlerden yılda bir-iki seçki hatta kitaplar yayınlayabilmek isterdim. Bu arada 2002 yılında Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nde bir kez Dergibi.com buluşması yaptığımızı hatırladım. Keşke daha çok buluşabilseydik.

Dergibi’nin yeni yüzünü nasıl buluyorsunuz? Bize neleri tavsiye edersiniz?

Yeni dönemde yükü omuzladığınız için tekrar teşekkür ederim. Yeni tasarım oldukça güzel ve kullanışlı oldu. Dergibi.com markasını çok daha ileriye taşıyacağınızdan şüphem yok.

Keşke Dergibi’de de yazsanız. Sizi aramızda görmeyi çok isteriz.

Ben de çok isterim. Yazabilecek enerjiyi bulduğum zaman, neden olmasın.

Sizi yorduk. Güzel cevaplardan ötürü çok teşekkür ederiz.

Rica ederim, benim için büyük keyifti. Kendimi ifade edebilme fırsatı verdiğiniz için asıl ben teşekkür ederim.

 

 

Here is a collection of places you can buy bitcoin online right now.