Öykü

Issız

Paylaş

Kadir Ağbi, yağmur sicim gibiydi; kendimi bulutlara asabilirdim. İskambil kağıtlarından inşa ettiğim şatolara bir tekme savurup kaçabilirdim. Yapmadım be ağbi yapamazdım. Evet, hayatı bir maske gibi suratıma takmışlardı. Aynada kendimi değil, onu görüyordum. Ne kadar çırpınsam da o aynada pis pis sırıtıyordu, Kadir ağbi.

Biliyordum. Kadir ağbi, hükmünü beni yargılamadan önce vermişti. Bundan sonra hayatım bir kaçış sahnesinden ibaret olacaktı. Beni yirmi küsur ciltli ansiklopedime kovaladı. Binlerce sayfayı dolaştım da vatanımı bulamadım. O hala peşimdeydi, biliyordum. Ondan çok korkuyor, yine de beni takip etsin istiyordum.

Sonra kabuslarıma da el attı. Gitmiyordu, bir türlü. Onu görünce kök salıyordum. Kendimi yatağın yanında ter içinde bulsam da kahkahalarını duymaya devam ediyordum.Kadir ağbi bir köşeye sıkışmıştım. Yazmaya başladım. Bu kara harfler birikti, birikti. Onlardan aydınlık bir yol inşa etmeye başladım. Geride bıraktığımı zannettiğim her santim yıkılıyordu. Dönüp sıfırdan başlamıyordum. O vardı.

Yazmazsam üstünde durabileceğim bir yer yoktu. Yazarsam geride bırakabileceğim bir şey Benden öncekiler ki, kütüphaneler dolusu selülözden başka ne bırakmıştı. Hepsi hepsi birkaç güzel cümle içindi işte. Tamam daha yapılmadan yıkılmış bir yoldan ibaretti.

Kadir ağbi biraz da sen konuşsana.

Mesela – sen kafayı yemişsin filan de. Olmazsa suratıma iki tokat at. Kendini toparla de bana. Bak ne haldesin de. Senin yaşında insanlar iş, eş ve aş derdindeyken senin saplandığın bataklığa bak de. Bir şeyler de de kendimi savunayım, ya da senden de kaçayım Kadir ağbi. Karanlık bir köşeye saklanıp hayatımda ilk defa hüngür hüngür ağlayayım.

Kadir ağbi nerdesin? Sen de mi bana gölge etmemeye karar verdin. Hiç olmazsa gölge etseydin be ağbi. Biliyorum üstümde az emeğin geçmedi. Benim için kırdığın yumurtaların sayısını hatırlamıyorum bile.

Ya konuşmalarımız. Neler konuşmadık ki biz?

Politika biliminin temel sorunlarını tartıştık. Sanayileşmenin kültür temellerini dinamitledik. Büyük reis Oturan Boğa’nın kalbini vatanına gömdük. Şimdi gidişini görüyorum Kadir ağbi. Bakakalıyorum ardından.

Gitmeden önce sen bari söyle. O hala ense kökümde mi? Gerçekten orda mı söyle? Birşeyler de artık be Kadir ağbi.

Hiç olmazsa okkalı bir küfür savur da öyle git.