Birleşik Kitabevi’nden çıktım.
Oruç başıma vurmuş.
Canım felaket çay ve tütün çekiyor.
Asabiyim.
Tunca Caddesi’ne gelmeden, eski Akçağ Kitabevi’nin önünde benden kısa bir delikanlı suyu tepesine dikti, şişeyi yere çaldı. Ayak yalın. Altta eşofman, üstte beyaz tişört var. Yanından geçtim. Abi diye seslendi. Cevap vermedim. Yanımdan yürüdü. Zafer Çarşısının önüne kadar abi, abi diyerek yanımda yürüdü.
Buyur kardeş dedim.
Bir 20 lira ver.
Verdim.
Gözlerine bakmadım.
Yürüdüm.
Yanımda abi diyerek yürümeye devam etti.
Işıklardan karşıya geçerken tekrar buyur kardeş dedim.
Sağ ol abi.
O bulvardan geri döndü.
Ben karşıya geçtim.
O kadar insan içinde niye ben diye düşünmedim.
Düşündüm de düşünmedim.