Mavi Kalem

Iska

Paylaş

12 bin yıl önce ben, çakmak taşından yaptığım ok uçlarını ok ucuna özenle yerleştirdim, av avladım, kuş kuşladım, yine bir avda, üzerime gelen yaban öküzünün tam kalbine nişanlamışken yayımı, zaman ayarlamasını iyi yapamadım, ok kalbine değil kemiğine saplandı, çığlık attı, hemen ikincisini, sonra üçüncüsünü, bu kadar yakın mesafeden nasıl kalbinden vuramadım avımı, yine ben vurdum da, kimse görmedi, ayıp saydım kendime…

12 bin yıl sonra ben, Urfa’da, Göbekli Tepe’de, çakmak taşından ok ucumu tanıdım, yaban öküzünün sesi ve çığlığı fonda, ok ucuna ellerimle dokundum, ustalığımla da ıskacılığımla da içten içe gurur duydum, yine ayıpladım kendimi, kimseye söylemedim.

12 bin yıl önce ben bakış oklarımla bir kızı kalbinden vurmuştum, kalbimden vurulmuştum birkaç kez, 12 bin yıl sonra ben yine kalbimden vuruldum, sızıyı gizli çektim, kimseye söylemedim.

O taşları işlerken mırıldandığım şiirdi, o bakışları işlerken de mırıldandığım da şiirdi, şiir…

12 bin yıl önce benim gözlerimle 12 bin yıl sonra benim gözlerim aynı.

Cin!
Üzüm!
Zeytin!