Mavi Kalem

İmge’siz

Paylaş

Daha önce otobüsün penceresinden görmüştü.
Gözleriyle sevdi.
A, karşıdan geliyor.
İpini koparırcasına bir istek…
Üzerine atladı.
Kucaklar gibi sarıldı.
Boynunu saçlarını kokladı.
Köpeğiniz var mıydı, koku mu aldı?
Yok, anlamında başını salladı.
Sevdiğinizi hissetti o zaman.
Gözleri…
Bunca yıldır köpeği.
Kendisini hiç böyle sevmedi.
Köpeğin enikliğine indi.
Kendi çocukluğuna.
Sevgiye, bağlılığa bakışının kökenine…
Üst sınıf.
Üst orta sınıf…
Orta sınıf.
Alt sınıf.
Üstte karar kıldı kendisi için.
“Köpek gezdirmek” fiilini uzun uzun çekti.
Bir sevgi kataloğu çıkardı kendince.
Alt sınıfın sevgisi…
Orta.
Üst orta.
Üst.
Çocukken bir boyacı çocuğa…
Gülümsedi.
Köpek sahibine çeker, dedi.
Erhan, bildiğin gibi değil, çok tatlıydı, bugün yolda nasıl üzerime atladı, nasıl sevdi beni.
Gözleri…
Otobüsü sildi.
Yolu sildi.
Kadını sildi.
Köpeği sildi.
Konuşmayı sildi.
Bakırköy’ün penceresinden dünyaya siyah bir çığlık…
Çığlığı duyan üç Köpekli Kadın’dan hiç birisi Sait Faik okumamıştı.