Günlük

Günlerin Köpüğü 1001 – 6

Paylaş

Kavsıkuzeh 1, 15 Aralık 2006 Turgutlu

Ali Ömer Akbulut, Hüseyin Cahid Doğan, Cahid Efgan Akgül, Yunus Nadir Eraslan’la sanaldan yazışarak kararlaştırdığımız Kavsıkuzeh adında fanzin derginin ilk sayısı “Bir ültimatomdur yağmura” epigrafiyle çıktı. Her ne kadar belirtilmese de Ali Ömer Akbulut’un

“Anne aynamı kırdılar
sırrımı döktüler.
Aynamı isterim anne,
aynını isterim!”

dizeleriyle açılıyor fanzin. Benden Yağmur İlahisi şiiri yer alıyor. Kapaktaki görselin üzerine şiirden ilk dörtlük belli belirsiz yerleştirilmiş. Ayrıca Ali Ömer Akbulut’tan Lacivert ve Şizofren, Cahid Efgan Akgül’den Ay Suskusu, Yunus Nadir Eraslan’dan Tutanak, Yavuz Başak’tan SE Ve K, Elif Bilge’den Gitmek ve Gönderilmek Arasındaki Kaotika ya da Epilepsi, Hüseyin Cahid Doğan’dan Hüzün Ve İroni Neşideleri I şiirleri yer alıyor.
Bu sayı “Yağmur” temalı şiirlerden oluşmuş gibi görünse de öyle değil. İlhami Çiçek ve Cahit Zarifoğlu’ndan kısa ama anlamlı alıntılar da var dergide.
Küçük, kıvrak, güzel dergimiz, nice sayılarla devam eder. Elleriniz dert görmesin arkadaşlar.

Sere Serpe, 8 Mayıs 2016 Beyoğlu

“Bir turna katarı geçer uzaklardan,
Bir eser, bir susar rüzgâr.
“Ben feleğe neyledim? ”
Kavaklar eğilir, söğüt hışırdar.”

Her şey nasip ile. Artık kitapların peşine düşmüyorum. Bulmak için öyle çok da çaba harcamaya gerek duymuyorum. Nasılsa kitap beni bulması gerekiyorsa gelip bulacak, diye inanmaya başladım.

Son yılların alışkanlıklarından biri yine devredeydi ve günün çoğunu sahafta geçirdim. Rafları saymadım. Eski kitapları karıştırıp durdum. Ellerim toz, kir hepten. Çıkışta yıkarım nasılsa? Bazı kitaplara iç çektim. Onlara dair hayaller kurdum. Bazıları hastalık diyorlar buna. Birkaç tane kitabı gözüme kestirdim. Ama asıl bugünün sürprizi yine peşine düşmediğim kitaplardan biri. Bozkır safiyetinin, kokusunun ve dokusunun romanlarını ve öykülerini yazan, Yılkı Atı’yla klasikleşen Abbas Sayır’ın ilk şiir kitaplarından: Sere Serpe (İst. 1955). Ola ki biri gelir alır diye düşüncesiyle kitabı hemen aldım. N’olur n’olmaz, elimin altında olsun istedim. Gezi Parkı’na oturdum, hayran hayran kitabın tel zımbalı kapağına bakıyorum. “Muhterem Erol Bey’e, 6.12.955” imzasını taşıyor. Erol Bey, kimdir, meçhul? Sadeliği dikkat çeken kapak kompozisyonu ressam Ethem Çalışkan tarafından yapılmış. Günümüze göre albenili kapak değil ama basıldığı yılların sadeliğini taşıyor.

Hayat, ölüm, hayal, tabiat ve eşya temalı şiirlerden oluşuyor kitapta serbest ölçüyle yazılmış 11 şiir var. Şairin ilk şiirlerinden. Haliyle usta işi değil. Acemilik kokusuna samimiyet karışmış bozkır çiçekleri bunlar. Uzaktan uzağa değil şu an o coğrafyadayım gibi. Hayıtın iki yönüne işaret eden, başka bir deyişle hayatın olumlu yanlarını ya da olumsuzluğu dile getiren şiirler. Günlüğün epigrafına aldığım dörtlüğün yanı sıra birkaç dizenin altını çizdim:

“Ben sizin yüzünüzden insanlar
Kendimi unutuyorum.”

Günlüğümü yazıp evin yolunu tutmaya hazırlanırken, Sere Serpe’yi dikkatle ve incelikle diğer kitapların arasına sakladım. Zarar görmesin, kapağı bükülmesin diye. Ama Metroda, otobüste ikide bir çantadan çıkarıp bakmadan da duramadım.

Mademki her şey nasip ile Gönül Sandalı da bozkıra dönen bir turna gibi çıkagelir bir yerlerden.