Şiir

Efendilerin oyununda yitirilmiş düşler

Paylaş

Bir zaman gelir ki gülmez olur yüzün…

Sebepsiz bir hayatı peşin sıra sürüklerken aradığın ‘anlam’ belki de bakışlarını kaçırdığın o çocuğun gözlerindedir. Çoktandır başını kaldırıp bakmayı unuttuğun gökyüzünde ya da gölgesine sığındığın servinin sıcaklığında… Ama sen tesadüfî mutluluklara bel bağlayıp, mevsimlik bir bahar çiçeği gibi birilerinin orada olduğunu farketmesini beklersin. Farketmesini ve hayatın anlamını billur bir kâsede sana sunmasını…

Önünde uzayıp giden ömür çizgisini bir ucundan tutup isteğin yöne çevirme arzusu bazen öyle ağır basar ki bütün olmazları toplayıp, isyan edesin gelir… Kadere değildir bu isyan. Öfken hatalarla çıkmaz yola girişinedir, kendinedir en çok. Bir de elinde olmaksızın oyunu birarada sürdürmek zorunda kaldıklarına… Hangi taşın, nereye oynanması gerektiğini bilirsin, oyunun kurallarını da kavramışsındır. Kimbilir kaç kez keyifle seyretmiş ve bir gün o oyunun içinde olmak için de kıvranmışsındır. Ama oyun sırası sana geldiğinde çok iyi bildiğini sandığın kuralların bazılarının kafasına göre değiştirildiğini, keyfe kâfi işler döndüğünü görürsün. Daha da kötüsü sen o takımın oyuncusu değilsindir ve görünürde öyle olsa da hiçbir zaman piyon olmaktan öte geçmez fonksiyonun…

Yola çıkarken biriktirdiğin heyecanlar, her adım atışta yüreğini kaplayan o coşku biter sonra… Törpülenir umutlanır. Çünkü sen yoksundur, efendilerin vardır ancak. Efendilerin ve onların emirleri… Herşeyi bilen, hem de herşeyin en doğrusunu bilen efendilerin boynuna geçirdikleri tasmayla sana sadece kendi istedikleri hamleyi yaptırırlar. Sınırlı sorumlu, ölçülüp, biçilmiş bir alanda harikalar yaratman beklenir üstelik. Taşıyamayacağın yükleri yükleyip; ‘Yürü!’ derler önce. Sonra ‘Koş!’, ‘Daha hızlı!’, ‘Daha hızlı!’….Sen nefes nefese -onların gönlünü etmek için değil asla- oyunu sevdiğin için koşmayı sürdürürsün. Hatta koşarken kimi zaman efendileri bile unutursun ama onlar hızını kesmekte gecikmezler. Kimi oyun bozanlar çelme takmaya kalkar, kimi taktik verir uzaktan…Koşu sürer, sen yorulursun, tükenirsin, takatin kalmaz… Ve hep geride kalırsın.. Nefret edersin bundan ama hep geride kalırsın. Kimsenin yüzüne bakamaz olursun.

Bir zaman gelir gülmez olur yüzün.. Heyecanların, umutların küllenir, azad olacağın günü beklersin, yitik düşlerin ceplerinde…