Mavi Kalem

Dokuz Tekrar

Paylaş

Sezenler Sokak’tan Necatibey Caddesi’ne doğru yürüyorum.

Bir ses yanı başımda rüzgâra bir şey söylüyor.

Es baba rüzgâr es.

Yağmur hafiften hafif/ten…

Es baba rüzgâr es.

Şemsiyem yok. Onun da yok. Meksika şapkası var başında. Eco’ya mı benziyor ne?

Es baba rüzgâr es.

Karşıdan gelen tazeye ben baktım, o bakmadı.

Es baba rüzgâr es.

Gittikçe artan bir buğuda, bir derinlikte söylüyor cümleyi. İki adım önümde.

Es baba rüzgâr es.

Kaldırımın bir taşı oynadı.

Es baba rüzgâr es.

Sokağın başından sağa döndü, taksicilere yan baktı, döner dönmez, es baba rüzgâr es.

Çınarla burun buruna hay Allah.

Es baba rüzgâr es.

Cadde de sola yanaştı, kırmızı ışıkta ben durdum, o geçti. Korna çalan arabaların topuna birden, es baba rüzgâr es.

Rüzgâr da baba esebilse hani!