Şiir

Dağ ve Yol

Paylaş

Van’ın dağlarını yol eyleyen dostlara

Yol vermez dağ
Araya girer, ayırır
İki yanında boynu bükük sevgililer bırakır
Ferhat’ten Şirin’i çıkarırsanız dağ kalır.
Sevgiliye dağa rağmen erişilir
Aşk dağın ardındadır.
Dağı delmek,
dağı aşmak gerekir sevgili yolunda
Ki, dağı delmek,
dağ kadar aşkı olanların harcıdır.
Oysa çok azının aşkı dağdan büyüktür
***
Ve çok daha azının aşkı dağdır
Dağa çağırır Kur’an.
Dağı aşmaya değil,
dağı yaşamaya azmeder Hira’nın Sakini (asm)
Sevgilisi dağın arkasında değil,
dağdadır.
Dağ gibi yalın ve yalnız kalıp,
sözün zirvesine ermiştir Nur Dağının Müdavimi (asm)
‘İkra’ yapayalnız bir ‘elif’in koynunda yankılanmıştır ilk,
dağda ‘oku’yup, dağı ‘direk’,
dağ gölgesini ‘elif’ belledi Sevr’in Saklısı (asm)
Söz ile insan, vahy ile dünya, yer ile gök dağda düğüm oldu.
Vahyin sayhası dağda elife vurdu.
Bir arzlının göğsüne semanın hakikati düştü dağda.
***
Söz ile insan arasına hiçbir dağ giremez o yüzden.
Yüzü yere dönük olan, gözü göğe yönelik olan
isterse hemen sevgilisinin eteğine tutunur
beyaz yüzüne dokunur dağın.
Dağ gibi toprağın mahviyetini omuzlanır öylece yücelir.
Dağ yol vermezlik etmez öyle olunca.
Dağ yol olur.
***
Ne ki, dağ başka yerde.
Dağ insanı asıl dağa savuruyor
Zira, zirve, insanı yalınlaştırıyor
Eteklerde medeniyet gürültüsünden sesini duyamıyor insan,
zirvede çetin bir yüzleşme yaşıyor..
ve asıl dağı farkediyor
kendisini yani enesini.
‘yol’a engel olanın kendisi olduğunu öğreniyor dağda.
***
İnsan hep eteklerde kalıyor,
dağla yani kendisiyle yüzleşmeye yanaşmıyor.
Geri duruyor ‘ene’ dağından.
Bir yanımız ferhat, bir yanımız dağ oluyor birden.
Sonra vahiy, sonra resul, sonra söz, sonra nefis, sonra şeytan.
Tırmanış başlıyor; insan yalçın bir dağa tırmanıyor,
hasret burcuna giriyor Arafat’da, Tur’da , Nur’da, Erek’de.
Zirveye doğru vardıkça, sivriliyor ruh,
semaya yakınlaştıkça, ağırlıklarını atıyor, inceliyor.
Ve zirve, hikmet burcu..
gurbetlerden geçiyor, hasretlerden geçiyor ve
ebedi an’ı hikmet burcunda yaşıyor insan.
Zirvede yalın ve yalnız.
İlk vahyin Muhammed’e indiği yer..
Musa’ya on emrin okunduğu yer.
Zirve.
Yerin göğe erdiği yer..
İnsanın semaya ağdığı an.
Zirve…
***
Her insana bir dağın gölgesi düşüyor meğer.
Bir ayrılık türküsüyle gönüllere uzanıyor dağ.
Bir sevda şarkısı oluyor dağ, eteklerinde aşklar büyütüyor.
Vahiyle sözler yansıyor insan yüreğine dağdan.
Tur oluyor dağ, Sübhan oluyor ve Nur oluyor.
Gölgesinde nice insan nurlanıyor.
Gün oluyor, güneş nurunu dağdaki bir mağaradan alıyor.
Ay, bir dağlının nefesiyle aydınlanıyor.
***
Dağdan iniyor insan her daim.
Kucağında bir kase dolusu altın getirir gibi.
Söz’le iniyor, Sözler’le iniyor.
Aşkını eritip de dönüyor.
Ak topukların pıtırtıları,
dağların ardından geliyor duyuyorum.
Ardı sıra Leyla koşuyor,
Lale soluyor
Lal oluyor dudak
toprağa iniyor insan.
***
Dağı kendine sevgili edenlerden biriydi o.
Bir yanı Ferhat bir yanı dağ gibi
Kendi kendini oydu, kendini aştı ‘Bil Ey Nefsim’ diye diye.
Öte geçme kaygısını yüreğimize bir kor gibi bırakıp da gitti.
Sözler boyu dağ şimdi,
Mektubat boyu sarı çiçek yamaçlar,
Lem’alar ki, ak yüzlü çığ enelerimizin karanlık yüzünde.
Şualar, yalın zirvenin ardında yükselen taze güneş,
ilk defa görür ve gösterir gibi herşeyi gözlerimize.
Dağlanır nefsimiz ve dağlı olur yüreğimiz.
Said, dağın ardında değil, dağın yüzünde bekler bizi.
***
Beraber Zernabad suyunun başını bekleriz şimdi,
Ağrı Dağının infilakını derd etmeyiz.
Sübhan dağını gözleriz secdelerce
Kara satırlar, gece gözlü leyla gibi
çekip götürür bizi dağa.
Beraber yürürüz elbet.
Kalbimiz kalbimize komşu,
dillerimiz birbirine dolaşık,
kollarımız ebediyen sarmaşık.
Zirvede yalnızız ya nasılsa,
kardeşiz,
en yalın ve en yalnız olduğumuz yerde,
sözün ucu dimağımıza değdiğinde,
tenlerimiz bir olur.
Kardeşizdir ve kardeş oluruz yeniden.
***
Devletle kendini bezeyenler,
iktidar0a yüreğini ezdirenler,
ruhunu satıp cesedine müşteri olanlar,
eteklerde kalır,
aşağılarda…
***
Aşktır bu..
Bu aşktır
Gerisi aşağılardadır..