Koltuğunda bir kitapla sahafa girdi.
Sahaf kitaba baktı.
Çekmeceden 100 lira çıkardı.
Adam parayı aldı.
Çıktı.
Aralarında hiçbir konuşma olmadı.
Bu haftada bir kitap getirir dedi sahaf. Ben ne takdir edersem razı olur. Makul fiyat veriyorum. Bildiğim kadarıyla başka birine de gitmiyor.
Hep 100 lira mı dedi gözlüklerinin üzerinden bakan tanımadığım müşteri.
Yok dedi, çok daha pahalı kitaplar da getirir.
Kitaptan anlar.
Babasının kütüphanesinden satıyor yolsuz kaldıkça.
Babası sağ mı dedi bu sefer kahvesini yudumlayan müdavim.
Kötürüm dedi sahaf.
Babası da müşterimdi.
Bazen sattığım kitapları alıyorum oğlundan.
Babası kim dedi gözlük üzerinden bakıcı.
Sahaf duydu, duymazdan geldi.
Acıkmıştım.
Canım fena halde ekşi mayalı ekmek ve zeytin ve beyaz peynir çekti.
Kocatepe’nin altına gittim.
İstediklerimi aldım.
Üstelik bütün zeytinlerden tattım hatırı kalmasın diye.
Çıktım.
Bir kedi ve yavrusunu gözlerimle sevdim.
Bir bıldırcına içimden laf attım.
Bir hadsiz sürücüyü içimden kalayladım.
Başım ağrıyordu.
Ya Şafi dedim yüz bir kere içimden.
Anadolu Sahaf Gökhan’a gittim.
Bir sofra kurduk.
Nefsimizi körelttik.
Kitap kurdu kötürüm baba geldi aklıma, bugün kitap almamaya karar verdim.