Yazıyorum Öyleyse Varım

Aslolan yazmaktır…

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, okumanın yerini izlemenin aldığı ifade edilerek ve video çağında olduğumuz vurgusu yapılıyor. Bunu gündeme getirenler haksız da değiller. Çünkü günümüzde özellikle gençler, okumaktan daha çok izlemeyi tercih ediyor. Çünkü izlemek, seyretmek okumaktan daha kolay geliyor. Hâl böyle olunca, ‘yazmayı bırakıp video çekmeye mi odaklanmalı’ düşüncesi akla geliyor. Ancak burada gözden kaçırılan bir […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

‘Gazetenin ömrü 24 saat’

Rahmetli Nusret Abi’yle, Yeni Şafak’ın Topkapı’daki eski binasında aynı çalışma ortamını paylaştık. Kendisiyle ilgili ilk hatırladığım şey, aşırı sigara tutkusu, hoşsohbeti ve derin bilgi birikimiydi. Hepimiz için kendisiyle sohbet etmek, yeni bir şeyler öğrenmek demekti ve bunun için bulduğumuz her fırsatı değerlendirdik Her ne kadar işimiz günlük bir gazete vücuda getirmek ve bunu her gün […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Ölcem ben!..

Bir ayağı sekerek içeri girdi. Çantasını her zamanki gibi kolunun altına kıstırmıştı. Acı çektiği bembeyaz sakallarla çevrili yüzünün aldığı şekilden belliydi. Çoğu zaman güler yüzlü, şakacı, babacan olarak gördüğümüz bu adam, şimdi esprilerime gülse de, hastalıklar peşini -bir türlü- bırakmadığı için zor durumdaydı. “Ne oldu abi, doktor ne diyor?” diye sordum. Yüzündeki ciddi ifadeyi hiç […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Mor Taka sordu, ben cevapladım!

Trabzon’da Yaşar Bedri Özdemir’in yönetmenliğinde yayınlanan ‘şehir ve kent kültürü’ dergisi Mor Taka, son sayısında ‘İnternet ve Edebiyat’ konusunu mercek altına aldı. Mehmet Şâmil’in hazırladığı soruşturmaya Dergibi adına ben verdim. Gelin bize yöneltilen soruları ve verdiğmiz cevapları birlikte okuyalım: Elektronik dergi, kültür-sanat portalı ve antolojilerin olanakları nedir? Bu yayın türlerinin hepsini izin verirseniz “elektronik yayıncılık” […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Ekşi Sözlük’çüler, ifade özgürlüğünü her önüne gelene bok atmak sanıyor!

İnternetteki sanal sözlükler, her ne kadar büyük ilgi görse de, yalan yanlış, hatta iftiraya, hakarete varabilecek yorumlarla dolu. Bu konuda bir çok yakınmaya şahidim. Mesela bir yazar için, sırf soyadından dolayı, gazete sahipleriyle akrabalığı var zannedilerek, “olsa olsa gazete sahiplerinin akrabasi oldugu icin gazetede yazi yazmasina müsaade edilen hanim.” denilebilmekte, bu yanlışı düzeltmek ise bir […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Nobel için daha fazla çamur atman lâzım!

Nobel Edebiyat Ödülleri yoğun kulisler, dedikodular ve jüri üyelerinden birinin “Bu iş artık siyasallaştı” diyerek istifa etmesinin ardından nihayet açıklandı. Ödülün kime verileceği konusunda yoğun kulisler sürerken, Batı basınında Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını ve bunu artık itiraf etmesi gerektiği yönündeki demeçleriyle yer alan yazar Orhan Pamuk, ödüllerin açıklanmasına bir gün kala İtalyan La Stampa gazetesine […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Cosmopolis, Sevim Gözay, Sex And The City ve Ally McBeal…

Konuklardan daha fazla sunucusunun boy gösterdiği, manken gibi salına salına sokaklarda cep telefonuyla konuşarak dolaştığı, Dente marka sponsor hediyesi dizüstü bilgisayara nazik parmaklarıyla dokunarak, program metinlerini ve konuklarına yönelteceği soruları yazdığının gösterildiği, ilginç bir program Cosmopolis. Buğulu ses tonuyla kendi görüntülerinin üzerine, kendi okuduğu metinleriyle şehirde yaşayan “özgür kadın”lara (Özgür kız demiyorum dikkat!) akıl hocalığı […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Fransız tatil köyünde Fransız kaldım!

Bugün: 12 Haziran 2005 Bir Fransız tatil köyündeyim. Canım çok sıkılıyor. Buraların tatil, eğlenme ve yaşam tarzı bana göre değil. “Pekiyi madem sana göre değil, ne işin var orada?” diyebilirsiniz. Bir iş gezisi sevgili okur, iş gezisi. 3 gün buradayım, daha ilk günden canım sıkılmaya başladı. İlk gün sahilde bir yürüyüş yaptım. İkinci gün, -sahili […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Artık gitmeliyim!

“Dertlerimi zincir yaptım, birbirine ekliyorum. Geleceksin diye bir gün, seni hâlâ bekliyorum!” Çocukluğuma götüren şarkılardan biridir bu, Selçuk Ural’ın söylediği. “Şimdi Türkçe sözlü hafif müzik dinleyeceksiniz” anonsuyla başlayan şarkılar dizisinin içinden bir parça. TRT’den orta dalga üzerinden (o zaman FM bandı falan yok tabi) mono dinlediğimiz şarkılar. Şimdi, her şey stereo. Hatta “surround”, “Dolby digital” […]

Yazıyorum Öyleyse Varım

Taşra Edebiyat’ın ardından neler yazmıştım

Birazdan okuyacağınız yazıyı, Ramazan Seydaoğlu yönetiminde yayınlanan Taşra Edebiyat dergisinin kapandığını öğrendikten sonra kaleme almış, ancak hiç bir yerde yayınlanmamıştım. Sadece Seydaoğlu’na bir çıktı alıp vermiştim. “Bak bu konuda ben ne düşünüyorum” diye. Dün gece, arşivimde gezinirken karşıma çıkınca, paylaşmanın vaktidir dedim! İşte o yazı: Ramazan Seydaoğlu. Öğretmen. Bir genç adam. Kendini edebiyata adamış. Dergiler […]