Öykü

Küheylanın Hikâyesi

-Seyisin el yazması hatıralarından- At yetiştirmek insan yetiştirmek kadar zordur. At duyguları ince, direnci yüksek ve sezgileri güçlü bir hayvandır. Atın asili ruhuyla davranır. Bu yüzden, atları eğiten seyislerin maharetleri kadar seyislik ruhlarının da olması gerekir. Öğünmek gibi olmasın ama ülkemin hükümdarlarına at yetiştiren büyük ve asil bir seyisler ailesinin son seyisiyim. Atalarım yıllarca ülkemin […]

Öykü

Abartmadın mı?

“Allah’ım, ne olur sussunlar!” diyorum.  Ders çalışmam lazım. Mart ayında da değiliz, ne diye bağrışıp duruyor bunlar. Bir hışımla kalkıp pencereyi açıyorum. Hadi başka kapıya diyecekken, karşı binadan bir adam silahını doğrultup kedilerden birine ateş ediyor. Şaşa kalıyorum. Bağırıyorum: “Abi abartmadın mı biraz?”  Silahı bana doğrultuyor…

Öykü

Güz Sabahı Çocukluğu

Çok derinlerden bir ses geliyordu. Gözlerini açmak istedi ama uykuya teslim olmak daha ağır basıverdi, bıraktı kendini. Sesi tekrar duyduğunda, zorla da olsa gözlerini açtı, etrafa baktı, ablaları da uyuyorlardı. Annesinin, pencere kenarında namaza durduğunu fark etti. Onu bekleme süresini uykuda geçirmek istedi, başını yastığa bırakıverdi. Tam uykuya dalmak üzere iken, annesinin herkesi uyandırma telaşıyla […]

Öykü

Çeşme Başı Molası

-O botları niye giyiyorsun, hava sıcak değil mi? Eğildiği yerden başını çevirip, soru soranın kim olduğunu anlamak istedi. Sekiz dokuz yaşlarında, sarı yağız bir çocuğun sorusuna nasıl cevap vereceğini düşünürken, tepeden tırnağa süzdü. Ayaklarında lastik ayakkabıları görünce sordu: -Neden o ayakkabıları giyiyorsun? -Köy yerinde en rahatı budur, hem herkes bundan giyer buralarda. -Demek ki bir […]

Öykü

Serçelerin Şarkısı

Kahvaltısını yaptı, eşinin hazır olduğunu görünce seslendi. -Bırakayım seni. -Olur, geciktim zaten. Arabaya bindiler, şehrin sabah trafiği tüm boğuculuğu ile üzerine geliyor gibiydi. -Sıkılıyorum ya, şu hale bak. -Büyükşehirde yaşıyoruz, bu normal ama sen son zamanlarda çok sıkılıyorsun. -Yaz tatili, büyük kentte azap gibi geliyor bana. -Bir ay sonra izin alırım, bir yerlere kaçarız. -Ben […]

Öykü

Kar Yağışının Getirdiği Sıcaklık

Kar taneleri dans edercesine gökyüzünden inerken, sessizce izliyordu. Konuşmanın gereksizliğini fark etti yağan karda. Başını kaldırdı, sanki sonsuzluğa bakıyordu. Oradan ayrılan ve belli bir istikamet üzere ağır ağır inen kar tanelerinin, hiçbir şeyi incitmeden yağışındaki güzelliğe odaklandı. İki parmağı ile birini tutmak için yaptığı hamle boşa çıkınca, tekrar yaptı hamlesini ama o da olmadı. Koluna […]

Öykü

Güneşim Olur musun?

Lütfen, beni anlamaya çalış, bu sözlerim sana olan nefretimden değil, ben senin geleceğini düşünüyorum, dedi annesi. Uzun süredir konuşmanın ve yaşadığı şaşkınlığın etkisiyle ellerini iki yana açtı, pencereye yöneldi, tüm sinirini şehirden alacakmış gibi bakıyordu. Genç kız, oturduğu yerden hafifçe doğruldu, annesine bakıp bakmamak arasında bocaladı, baktığı zaman ona hak verecek gibi hissediyordu. Parmaklarını oynatıyor, […]

Öykü

Zeytin Çiçeği mi, İğde mi?

Tarikata girdiğimin ilk haftasıydı. Arkadaşlarım üzerimdeki kıyafetin bir dervişe yakışmadığını açıkça söylediler. Kendime hayretle baktığımı hatırlıyorum. “Şeyhin karşısına bu kıyafetle mi çıkacaksın? Daha ilk görüşünde mübareğin senden yüz çevirmesini mi istiyorsun? Sen salon erkeği değilsin, sakın aklından çıkarma; derviş oldun sen derviş Davut Efendi!” Şaşırmıştım, utanmıştım hatta pişman olmuştum. Oysa özel biriyle görüşeceğimi bildiğimden ceketimi […]

Öykü

Ne Tiyatrosu?

Buraya seksen sekiz kişi içinden Demirel ve İnönü taklidi yaparak girmeyi başarmış yirmi üç kişiden biriydim. Diğerlerine sınavda ne sordular bilmiyorum. Odaya tek tek giriyorduk. Çıkanlar da içerde ne olup bittiğine dair doğru dürüst bir şey söylemiyorlardı. Sorulan sorulara “Eh işte, havadan sudan, üfürükten şeyler” deyip geçiştiriyorlardı. Sıra bana geldiğinde tıpkı mahkeme salonunun kapısında dikilenlerden, […]

Öykü

Yol Ucu

Meltem esiyordu. Saçlarım şimdiki gibi kumral değildi. Daha mı koyu kestane rengiydi, yoksa kahverengi miydi? Bir rüyanın tesiriyle hızla koşmalardı. Nefessiz kalmaya zorlanmak içindi her şey. Her şey çocukluk ve onun telaşsız kıyısında durmak ve seyretmekti… Nefessiz seyretmek… Hatta daha sessiz daha sessiz… Yapraklar hışırdasın, rüzgâr essin, bahar neşvünema etsin, taylar oynaşsın, köpekler ulusun, kuşlar […]