Buhara'dan Gelen Adam

Bir Yesevî Dervişi’nin ‘Uhuvvet’e Çırak Duran Hikâyeleri

Yunus Nadir Eraslan, gerek tevazuu gerekse kelam ve kalem zühdünün sevkiyle, matbuat alemine, sabrıyla merhaba diyenler safında yer aldı ÇIRAK adlı kitabıyla. Post kavgalarının öteden beri gırla gittiği bir dünyanın postnişini olma iddiasından uzak durmak, yağmura çamura aldırmadan “Şöyle garip bencileyin” düsturuyla gönül tekkesine düzgün kelam taşıma dervişliğini esas almak elbette kolay değil. Bazan bir […]

Buhara'dan Gelen Adam

Çağrılmadan Geldim Diyen

Olan biten her şeye inat, kelime-i şehadet getirmeye devam edeceğim. Gördüm ki, eğilip bükülemeyen tek kelime o. Allah dedikten sonra, bütün diyebildiklerimi ve diyemediklerimi kendimin soluna konmuş görüyorum. Elde kalan ve hep kalan: Allah ve ben, yani kulu. Diyebildiklerimin hiçbiri bana dönmedi. Diyemediklerimse, bir yere gitmemişlerdi ve bir yerden gelmemişlerdi ki bana dönsünler veya dönmüş […]

Buhara'dan Gelen Adam

Sadreddin Konevi’nin Huzurunda Olmak

Büyükler böyledir. Ne olduğunu anlamadan yoluna düşmüş görürsünüz kendinizi. Yollarına düşürürler. Yolda düşmemek, yoldan düşmemek için, yola düşmek gerekir. Bir düşünüz varsa yola düşersiniz. ‘Düş’ü olmayanın, düşecek bir yolu yoktur. Yol aşktır. Aşıklık, menzilde durup, adımlarına ‘gel gel’ çağrısında bulunmaktır. Aşık kişi gelendir hep. Gitmek gibi görünen de gelmekten kinayedir. Onbeş gün öncesiydi. Hüseyin Pala […]

Buhara'dan Gelen Adam Deneme

Üstüme Örtün Beni, Üşüyorum

Görülmeyeceğim. Yeşil yapraklarınız arasında salınan bedenimden yere düşmüş bir gölgeden daha fazlasıyla gelip geçmeyeceğim arafınızdan. Ki ben, bir türlü sükûna erememiş inançlarınızın üzengisine yapışmış bir kader gibi sürüklenip durdum ‘gel’ ve ‘git’leriniz arasında. ‘Değer’in ‘değersizlik’ e çarpıldığı o meşum terazinin hangi kefesinde olduğumun, bir farkı değil, katı bir farksızlığı işaret ettiğine ömrümden daha uzun bir […]

Buhara'dan Gelen Adam Deneme

Suya Leke Düşürmek

Bu yaşa gelmişsin, hala deli taylar gibisin. Aldığın bir nefesi bile ikiye bölüyorsun. Tereddütler, şüpheler, yan yatmalar, çamura batmalar… söylesene emin olduğun ne var. Yağmurda ıslanmıyorsun, karda batmıyorsun; gecede karanlık öğütüyorsun, gündüzde ışık. Aklına gelen yoluna, yoluna gelen aklına gelmiyor be adam! Hayata hep kapı aralığından bakmayı huy edindiğinden midir yoksa elinde sürekli bir kapıyla […]