Deneme Şiir

Ben Seni de Görmeden Sevdim Ey Sevgili Kudüs!

Paylaş

Babam hep yakından bakardı Kudüs’e: İstanbul’dan. Hemen elinin altındaymışçasına.         Radyosunu hiç ayırmazdı yanından, ajansları kaçırmazdı, eli yüreğinde dinlerdi hep.

Önce benim yeni yıkanmış saçlarımı okşardı, sonra Mescid-i Aksa’nın uzun yıllar taranmamış saçlarını, sonra gözyaşlarını silerdi. Kubbetü’s-Sahrayı da ihmal etmezdi, kapı komşusuydu çünkü.

Bindokuzyüzaltmışyedinin soğuk haziranında, gündüzün karanlığında, çocuklar oynarken sokakta/ sokak da oynarken çocuklarla, ezanın kuşlara da okunduğu saatte, namazın gül açtığı vakitte, üşürken öğlenin sıcaklığında, nerden bilebilirdim ki Kudüs’e kar yağdığını.

Hazret-i Ömer’den bahsederdi babam, Selahaddin-i Eyyubi’den de, hiddetlenirdi nedense, yüzünün de sesinin de rengi değişirdi, keşke yanlarında olsaydım derdi.

Kıssalarla, muharebelerle, gazalarla, gazvelerle, cenklerle, seferlerle, seriyyelerle, menkıbelerle geçerdi gecelerimiz. Ne çok anlatırdı babam, ne çok dua ederdi ve ne de çok ağlardı.

Nedendi bütün bunlar, niye yaptınız ki bunları bize. Biz Kerbela’ya düştük oysa, siz belaya düştünüz.

Musa idik, İsa idik, Muhammed Mustafa idik.

Biz dünya ahiret üç kardeş idik, aynı pınardan içtik. Ne güzeldik ama, hem en güzeldik.

Ölü Deniz’de yıkandım, Zeytin Dağı’na çıktım, zeytinyağı getirdim kandilleri için Beytü’l – Makdis’in. Ağlama Duvarı’nda biz sildik gözyaşınızı, ipekten kanatlarımızla.

Cumaya gidiyorum diye çıkmışsın evden, ne sen döndün Bağdat’tan, ne beybabası geldi Şam’dan beşiğiyle gömülen bebeğin. Hiç mi insandınız? Hiç mi vicdandınız? Hiç mi hiçtiniz?

 

Bir gün beni Kudüs’e, kuşlar alıp götürse,
Muallakta bırakıp, hiç geri getirmese.

Tevrat ile, İncil ile, Kur’an ile.
Siz terkettiniz bu diyarları kan ile,
Biz geldik gülsuyuyla yıkadık Furkan ile

Mekke, Medine, Kudüs’tük.
Çok kırıldık, çok incindik, çok küstük.
Naiftim, zariftim, Mushaf-ı Şeriftim,

Sora sora gittim Bağdat’ı bulamadım
Babacığım,baba!
Bağdat nerde  acaba?

Burda arz da yok, arş da yok, arşın da yok
Babacığım,baba!
Halep yerinde mi hala?

Babacığım,baba!
Çocukken anlattığın
Kudüs duruyor mu orda?

(Adem Turan‘ın hazırladığı BENİM ADIM KUDÜS isimli kitaptan alıntılanmıştır.)