Dedi.
Atı da babamla konuşurdu.
Sadece kişneyerek değil, bakışıyla, duruşuyla, yürüyüşüyle de konuşurdu.
Adana’nın işgal yıllarında o atla dolaşmıştı dağlarda.
Sağrısında üç kurşun yarası var.
Babam yaralandığında, tipi de üzerinde durmuş.
Şemsiye gibi.
Öyle bulmuşlar.
İyileşene kadar da her gün acı acı kişnermiş annemin dediğine göre.
Baban tekrar bindiğinde diyor annem, bir attan başka bir şeydi o.
Kendi haliyle öyle şükrediyordu ki Allah’a, bunu Hocalar bilmezler, bunu âlimler bilmezler.
Kim demiş at hayvan diye.