Deneme

Aynaya bakmak yürek ister

Paylaş

Acımayın bize. Acınası haline bakmayıp küçücük beyinlerinin alamadığı insani erdemleri ayaklarının altında çiğneyenler biz değiliz. Biz değiliz bütün misketleri cebine toplayıp arkadaşının elinde avucunda kalan son misketi de bir kıskançlık histerisiyle almaya çalışan. Kimliğinin ipuçlarını jiletle kazıyanlardan da değiliz inanın. Korkularımız sığ hevesler uğruna ciğeri beş para etmezlere boyun eğdirmez bizi. İnadımız isyana dönüşür, sabrımız direnişe. Slogana yabancı dillerimiz çözülür birden, sıkılmaya alışkın olmayan yumruklarımız kalkar havaya. Sokağı tanımayan adımlarımız artık daha sert basar kaldırımlara. Coplarla da tanışıklığımız bu zamana rastlar. Şimdiye dek haline razı, teslimiyet içindeki bizler artık varolduğumuzu farketmenin telaşındayızdır. ‘Varız’, ‘buradayız’ ve ‘kendimiz gibi olmakta kararlıyız’ mealindeki sessiz çığlıklarımız sağır ediyor kimilerinin kulaklarını.

Var mısınız hesaplaşmaya?

Acıyarak bakmayın bize. Zavallıymışız ki merhamet göstermeyin. Bu bakışları haketmiyoruz çünkü. Merhametiniz size kalsın, idrakinizi koyun ortaya. İnsanlığınızı bir de, tabi varsa… Barışçıl nutuklar atmayın gözleriniz yalan söylerken. Sözde iyi niyetleriniz uykularımızı kaçırıyor. Bir kez olsun çıkarın maskelerinizi, yüzleşelim gelin, kozlarımızı paylaşalım. Alıp veremediğimiz neyse hesaplaşalım, hadi…

Sesiniz çıkmıyor; korkuyor musunuz yoksa? Hesaplaşmak deyince ürktünüz birden. Niye sarardı yüzünüz? Gerçeklerle yüzleşmek zor mu geliyor yoksa? Saltanatınızı sarsacağını mı düşünüyorsunuz şavkı yüzünüze vuran aynaların? Aynalardan korkanlar aynalarda göreceklerinden korkanlardır.

Rüyaları olmayan steril hayatlar…

Huzurunuz kaçıyor sizin de biliyorum. Ne şaşaalı düğünler, ne görkemli partiler mutlu ediyor sizi. Herşeyiniz varken hâlâ hiçbirşeyi olmayanları kıskanıyorsunuz. Hiçbir şeyi olmayan ama huzurlu insanlar rahatsız ediyor sizi. Onların huzurunu kaçırmadan size huzur yok. Onların sade, sıradan, gösterişsiz ama samimi, sahici, inançlı, ahlaklı hayatını deliler gibi kıskanıyorsunuz. Çünkü siz hiç ahlaklı olmadınız, değerleriniz olmadı hiç… İdeanız, hayalleriniz, rüyalarınız da olmadı…Çünkü hayal edeceğiniz her şey, rüyanızda göreceğiniz her nimet elinizin altındaydı. İstemenize bile gerek yoktu çoğu zaman… Zaten imkânlar dünyasının içine doğuyordunuz. Bu yüzden kendinizi diğerlerinden ayırıyordunuz. Semtlerinizi, alış veriş merkezlerini, sosyal alanlarınızı, hatta okullarınızı, konser mekanlarınızı… Sizin için Rumeli Hisarı, ötekileri için Gülhane…

Steril bölgelerinizde pahalı hayatlarınız olsun istiyordunuz… Siz efendiydiniz, diğerleri parya. Düzen böyle kuruluydu, böyle sürmeliydi.

Hep birilerine yukardan bakmalıydınız. Buna rağmen küçük insanların küçük hayatlarını kıskandınız hep içten içe… Küçücük bir gecekonduda itiş tepiş yaşayan ama doyasıya kahkahalar savuran çok çocuklu ailenin büyüttüğü mutluluğu siz eğitimli eşiniz, özenle yetiştirdiğiniz tek çocuğunuzla herşeye rağmen elde edememenin çaresizliğini hissettiniz.

Efendilik sizde kalsın, bize insanlık lazım

Evet ideallerimiz korkuttu sizi, hayallerimiz, rüyalarımız korkuttu. Öfkelerimiz kabusunuz oldu bir zaman. Sahip olduklarınızı elinizden alacağımızdan endişe ettiniz. Ortak olacağımızı sandınız pastadaki payınıza. Oysa bizim tek derdimiz ayaklarımız üzerinde durmaktı, kendimiz gibi, kendimiz kalarak, aynaya utanmadan bakacak bir yüzle varolmaktı bütün istediğimiz.. Sizin paranızda, pulunuzda, köşkünüzde konağınızda gözümüz yoktu. Allah daha çok versin.. Efendi olmak ta değildi derdimiz, efendilerin boyunduruğundan kurtulup, özgür olmaktı..

Özgür, bildiğimiz gibi yaşamak, sorgusuz, sualsiz, korkusuz.. Kimliğimizin önüne ve ardına soru işaretleri konmadan.. Susmamız suç, konuşmamız daha büyük suç olmadan… Hayallerimiz buruşturup atılmadan, rüyalarımız kabuslara kalbolmadan… Bütün istediğimiz kendimiz gibi yaşamaktı. Çünkü biz aynaya bakmaktan korkmadık hiçbir zaman… Ya siz?