Şiir

“Ayışığına Mektuplar”dan

Paylaş

“Yine de seviniz beni.”

“Bu şartlarda mı?”

“Evet.”

“Mümkün mü?”

“Evet.”

“Nasıl?”

“Nasılı yok bunun, niçini de.. Seviniz yalnızca. Suç ise suç olsun, günahsa günah.. Ne yâni, hiç mi günahınız yok? Hiç mi dedikodu yapmadınız, küfretmediniz?”

“Ettim.”

“Ben de.. Peki, hiç mi çalıp çırpmadınız?”

“Çırptım.”

“Ben de.. Hiç mi cinâyet işlemediniz?”

“İşledim.”

“Ben de..”

“Buna inanmam!”

“İnanınız. Yine de seviniz beni. İşlediğiniz milyarla günahtan hangisi size aşkı getirdi?”

“Hiçbiri.”

“Ben getireceğim. Çünkü, sizin günahlarınız şâir değildi. Ben şâirim. İyice seviniz beni. Çünkü, kimseye mâlolmamış bir günahı başka yerde zor bulursunuz. Belki başka bir şâirde. Şâir de öylesine az ki dünyâda, bir ikincisine rastlamanız mümkün olmayabilir. Çok üzülmezsiniz, biliyorum. Kazanmadığınız bir saâdetin kaybını hissetmeyebilirsiniz. Ama ben üzülürüm. Zîrâ, şâirce sevilmeyi hazmedebilecek o kadar az kadın var ki; siz bunlardan biriyken, o hazzı tatmanız elzemdir. Belki ben, sırf bu yüzden seveceğim sizi. Böylece şâirliğim, bir vazifeyi daha yerine getirmiş olacak. Bu fırsatı tanıyın bana.”

Gelin, ayrı ayrı yaşadığımız o yücelikleri birleştirelim bir yandan; bir yandan, yeni yüceliklere, yeni uzaklara doğru kanat açalım. Size ve bana; aslında bize yakışan bu olacaktır. Biliyorum ki, saâdet, yalnızca bizi beklemekle meşgûl, biryerlerde.”

“Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâşâde.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir